Kara Deliklerin Özellikleri (properties of black holes)


Kara Delik,
Özellikleri

Gravitasyonal tekillik (Halka tekilliği, Penrose–Hawking tekillik teoremleri); Olay ufku; Foton küresi; En-içteki kararlı dairesel yörünge; Ergosfer (Penrose prosesi, Blandford–Znajek prosesi); Yığılma diski; Hawking radyasyonu; Gravitasyonal mercek (Gravitasyonal mikromercekleme); Bondi yığılması; M-sigma ilişkisi; Kuasi-periyodik salınım; Kara Delik Termodinamiği; Bekenstein sınırı; Bousso holografik sınır (Immirzi parametresi); Schwarzschild yarıçapı; Spagettifikasyon


Kara delik de, diğer astrofizik cisimleri gibi bir astrofizik cisimdir. Doğrudan gözlemlenmesinin çok güç olmasıyla ve merkezî bölgesinin fizik kuramlarıyla tatminkâr biçimde tanımlanamaz oluşuyla nitelenir. Merkezî bölgesinin tanımlanamayışındaki en önemli etken, merkezinde bir çekimsel tekilliği içeriyor olmasıdır. Bu çekimsel tekillik, ancak bir kuantum çekimi kuramıyla tanımlanabilir ki, günümüzde böyle bir kuram bulunmamaktadır. Buna karşılık, uygulanan çeşitli dolaylı yöntemler sayesinde, yakın çevresinde hüküm süren fiziksel koşullar ve çevresi üzerindeki etkisi mükemmel olarak tanımlanabilmektedir.



Kara deliğin bölgeleri; ergosfer, açısal moment ve merkezkaç kuvvetle kara delikten enerji çıkarılan alan


Schwarzschild eşitliği; sistemin sadece kütlesine dayanarak kütle ile bir tekillik yarıçapı arasındaki doğrusal ilişkiyi tanımlar: G = gravitasyonal sabit, m = kütle, c = ışık hızı,

Kara delikler çok az sayıda parametreyle tanımlanmaları yönünden şaşkınlık verici nesnelerdir. Yaşadığımız evrendeki tanımları yalnızca üç parametreye bağlıdır: Kütle, elektriksel yük ve açısal momentum. Kara deliklerin tüm diğer parametreleri (boyu, biçimi vs.) bunlarla belirlenir. Bir kıyaslama yapmak gerekirse, örneğin bir gezegenin tanımlanmasında yüzlerce parametre söz konusudur (kimyasal bileşim, elementlerin farklılaşması, taşınım, atmosfer vs.). Bu yüzden 1967’den beri kara delikler yalnızca bu üç parametreyle tanımlanırlar ki, bunu da 1967’de Werner Israel tarafından ortaya atılan saçsızlık kuramına borçluyuz. Bu, uzun mesafeli temel kuvvetlerinin yalnızca kütle çekim ve elektromagnetizma oluşunu da açıklamaktadır; kara deliklerin ölçülebilir özellikleri yalnızca, bu kuvvetleri tanımlayan parametrelerle, yani kütle, elektriksel yük ve açısal momentumla verilir.

1967’de Werner Israel tarafından ileri sürülen Saçsızlık Varsayımı temelinden hareketle, 1973 yılıdda fizikçi John Wheeler, “Kara deliklerin saçı olmaz” demiştir.

Saçsızlık teoremine göre kara delikler keldir; yani ayırt edici dışsal bir özellikleri bulunmaz. Dışarıdan sadece 3 parametre ile karakterize edilebilirler: Kütle, elektriksel yük ve açısal momentum. Bundan başka da hiçbir şey yoktur. Eğer aynı kütleye, yüke ve momentuma sahip iki kara delik olsa ve bunlardan biri tümüyle antimadde içerirken, diğeri de tümüyle madde içeriyor olsa, yine de özdeş olurlardı.

Stephen Hawking ve çalışma arkadaşları tarafından yayımlanan “Kara Deliklerdeki Yumuşak Saçlar” şeklinde ilginç bir başlık taşıyan ve kara delik enformasyon paradoksunu konu alan makalede Hawking, kara deliklere saç vermiştir. Bu saçlar yani özellikler, bir kara deliğin olay ufku çevresindeki uzay-zamanda varolabilecek ufak şekil bozuklukları olup, kendilerini “süper öteleme (super translation)” şeklinde gösterirler.

Düşünce şu: Yüklü bir parçacık kara deliğin eşiğini geçerken, taşıdığı enformasyon sıyrılır ve dışarda kalır. Süper öteleme, bu enformasyonun uzay-zaman dokusunda yarattığı minik titreşimle ortaya çıkar; tıpkı içeri giren maddenin 2-boyutlu holografik bir damgası gibi. Hawking, enformasyonun kara deliğin içinde değil ama tam da olay ufkunda bu şekilde depolandığını vurguluyor.

Süper ötelemeleri “yumuşak” parçacıklar, yani sıfır enerjili parçacıklar olarak görmek de mümkündür. Hawking ve makale yazarlarından Andrew Strominger yumuşak gravitonlar ve fotonlar ile ilgileniyor. Bu parçacıklar, kara deliğe düşen yüklü parçacıklar olarak belirip enformasyon taşıyor ama enerjileri olmuyor.

Hawking, kara deliklerin saçlarının olup olmadığının kanıtlanabilir olduğunu belirtiyor. Makale her ne kadar kesin çözümler sunamamış olsa da, çok ilginç bir çalışma olduğuna kuşku yok. İleride yapılacak araştırmalarla daha net yanıtlara ulaşmak mümkün olabilir.

Bir kara deliğin kütle ve elektriksel yükle ilgili özellikleri klasik (genel göreliliğin olmadığı) fiziğin uygulanabileceği olağan özelliklerdir: Kara deliğin kütlesine oranla bir kütle çekim alanı ve elektriksel yüküne oranla bir elektrik alanı vardır. Buna karşılık açısal momentum etkisi genel görelilik kuramına özgü bir özellik taşır: Kendi ekseni etrafında dönen kimi kozmik cisimler, yakın çevrelerindeki uzay-zamanı da sürüklemek (eğmek) eğilimindedir. Lense-Thirring etkisi denen bu fenomen şimdilik Güneş Sistemi’mizde gözlemlenmemektedir. Kendi ekseni etrafında dönen karadelik türü çevresindeki yakın uzayda, bu fenomen inanılmaz ölçülerde gerçekleşmektedir ki, bu alana güç bölgesi (ergorégion) veya güç küresi adı verilmektedir.

Kara Deliklerin Entropisi

Bilim adamları düzensizliği “entropi” adı verilen nicelik ile ölçerler. Sistemlerdeki düzensizlik arttıkça, entropi de doğru orantılı olarak artar; faydalı enerji miktarı sürekli azalırken faydasız enerji (entropi) artar.

1971’de İngiliz fizikçi Stephen Hawking, hangi tür kara delikte olursa olsun, olay ufkunun yüzeyinin asla küçülmediğini gösterdi. Bu özellik, entropi (çözülüm, dağılım, yok oluş) rolünü oynayan yüzey bakımından, tümüyle termodinamiğin ikinci yasasını andırmaktadır. Klasik fizik çerçevesinde, termodinamiğin bu yasası bir kara deliğe madde göndererek ve böylece onun kozmozumuzda yok olmasını sağlayarak ihlal edilebilir.

Fizikçi Jacob Bekenstein kara deliğin (doğada doğrulanmamakla birlikte) ufuk yüzeyiyle orantılı olan bir entropiye sahip olduğunu öne sürmüştür. Bekenstein kara deliğin ışınım yaymamasından ve termodinamikle olan ilişkisinin, yalnızca bir benzerlik olup, özelliklerinin fiziksel bir tanımı olmamasından yola çıkıyordu. Bununla birlikte kısa bir süre sonra Hawking, kuantum alan teorisine dayalı bir hesaplamayla, kara deliklerin entropisi hakkındaki sonucun, basit bir benzerlikten ibaret olmayıp, kara deliklerin ışınımına (Hawking ışınımı)  bağlı bir ısıyı tanımlamasının mümkün olduğunu gösterdi.

Stephen Hawking’in entropi denklemi (Literatürde, Entropi/kara deliklerin termodinamiği olarak geçiyor.):
Denklemin anlamı, kara delikler konusundaki mevcut anlayışımızın ve insanların kozmik alanda sınırını ortaya koymaktır.  Stephen Hawking, meslektaşı Jacob Bekenstein ile birlikte ortaya koyduğu bu başarı, “S” harfiyle gösterilen “entropi” kavramını hayatımıza katmıştır.
S: bir sistemin mekanik olarak dönüştürülemeyecek ısı enerjisini temsil ediyor (çoğunlukla kara delik gibi karmaşık terimleri, rastgeleliği ve düzensizliğini açıklıyor), k: Boltzmann sabiti, c: ışık hızı, h: Planck sabiti, G: evrensel kütle çekim sabitidir.

Kara deliklerin termodinamik denklemleri kullanıldığında, öyle görünüyor ki, kara deliğin entropisi ufkunun yüzeyiyle orantılı bulunmaktadır. Bu, de Sitter evreni gibi bir ufuk içeren kozmolojik örnekler bağlamında da uygulanabilecek evrensel bir sonuçtur. Buna karşılık, bu entropinin mikrokanonik topluluk bakımından açıklanması çözülememiş bir problem olarak kalmaktadır, her ne kadar string kuramı kısmi yanıtlar getirmeyi başardıysa da.

Daha sonra kara deliklerin azami entropi cisimleri olduğunu, yani belirli bir yüzeyle sınırlı bir uzay bölgesinin azami entropisinin aynı yüzeye sahip bir kara deliğin entropisine eşit olduğunu gösterdi. Bu saptama fizikçilerden önce Gerard ’t Hooft’u ve daha sonra Leonard Susskind’ı holografi ilkesi kavramını ortaya atmaya yöneltti.

Bu kavramın dayandığı esas şöyle açıklanabilir: Nasıl bir hologram bir hacimle ilgili enformasyonları basit bir yüzey üzerinde kodlayabiliyor ve böylece o yüzden hareketle üç boyutlu bir kabartma etkisi sağlayabiliyorsa, aynı şekilde, uzaydaki bir bölgenin yüzeyinin tanımı da o bölgenin içeriğiyle ilgili tüm enformasyonu yeniden oluşturmaya imkân sağlamaktadır.

Kara deliklerin entropisinin keşfi, böylece, kara delikler ile termodinamiğin ve kara delikler termodinamiğinin arasında son derece derin benzeşim ilişkilerinin kurulmasına olanak sağlamıştır ki, bu da kuantum çekimi  kuramının anlaşılmasına yardımcı olabilecektir.

Kara Deliklerin Buharlaşması (Yok Olması) ve Hawking Işınımı

Kara delikler evrendeki en kararlı ve en uzun ömürlü cisimler olmalarına rağmen, sonsuza dek yaşayamazlar, Hawking ışınımı yaparak çok yavaşça enerjilerini kaybederler. Hawking ışınımı elimizdeki teknoloji ile saptanabilecek bir ışınım değildir.

1974'te Stephen Hawking kuantum alan teorisini genel görelilikteki eğrilmiş uzay-zamana uyguladı ve klasik mekanik tarafından öngörülenin aksine, kara deliklerin aslında, günümüzde Hawking radyasyonu  adıyla bilinen bir ışınım (termik ışınıma yakın bir ışınım) yaymakta olduğunu keşfetti. Şu halde kara delikler tümüyle kara değildi, yani yaydıkları bir şeyler de vardı. Fakat kara delikler, bugünkü bilgilerimize göre, özellikleri gereği, başka ışıma yapamazlar, çünkü yüzeylerindeki kaçış hızı ışık hızından yüksektir. Kara deliğin yüzeyinde bir fener yakabilseydik, fenerin ışığı çekiminin etkisi ile kara delik yüzeyine geri bükülecekti.


Hawking Işıması, bir kara deliğin olay ufku (event horizon) sınırında var olan parçacık çiftlerinin birinin karadelik tarafından yutulması, diğerinin ise kurtulması varsayımı üzerine şekillenmiştir


Hawking radyasyonu bir kara cisimin spektroskopisine denk düşmektedir. Bu durumda, kara deliğin boyuyla ters orantılı olan ısısı bunla ilişkilendirilebilecekti. Bu bakımdan, kara delik nicelik olarak büyüdükçe, ısısı düşmektedir. Merkür gezegeni kadar kütleli bir kara delik CMB (cosmic microwave background) ışınımınkine eşit bir ısıya (yaklaşık 2,73 Kelvin) sahiptir.

Kara deliğin kütlesi, ısısı, enerji kaybı ve Hawking radyasyonu arasındaki ilişki nedeniyle, kara deliğin kütlesi arttıkça ısısı düşer. Böylece, bir yıldızsal kara deliğin ısısı birkaç mikrokelvine kadar düşmektedir ki bu da buharlaşmasının (yok olma, Hawking radyasyonu) doğrudan saptanmasını gitgide olanaksız kılmaktadır. Bununla birlikte kütlesi pek büyük olmayan kara deliklerde ısı daha yüksek olacağından buna bağlı enerji kaybı, kütlesinin kozmolojik basamaklardaki değişimlerinin anlaşılmasına olanak vermektedir. Böylece, birkaç milyon tonluk bir kara delik kozmosun şu anki yaşından daha az bir sürede buharlaşacaktır. Kara delik buharlaşırken daha küçük hale gelecek ve dolayısıyla ısısı daha artacaktır.

Bazı astrofizikçiler kara deliklerin tümüyle buharlaşmasının bir gama ışınları dalgası üreteceğini düşünmektedirler. Bu düşünce, küçük kütleli kara deliklerin varlığının onaylanması anlamına gelmektedir. Bu durumda ilksel kara deliklerin varlığı söz konusu olmaktadır. Günümüzde bu olasılık, INTEGRAL adlı Avrupa uydusunun sağladığı veriler üzerinde araştırılmaktadır.


INTEGRAL uzay aracını tanımlayan bir resim


26 Haziran 2019


GERİ (astrofizik)
GERİ (kara delik)
GERİ (evren, evrendeki dünya)
GERİ (kara delikler)