Arayüzün Tanımlanması (interface)

Arayüzün tanımlanması takviye malzeme ve matris arasındaki etkileşimle ilgili bilgileri verir. Fiber takviyeli kompozitlerin mekanik özellikleri yüzey arası bölgenin kararlılığına bağlıdır, dolayısıyla arayüzün tanımlanması büyük önem taşır. arayüzün karakterizasyonunda kullanılabilen çeşitli metotlar vardır; mikromekanik teknikler, spektroskopik testler, mikroskobik teknikler, termodinamik metotlar gibi. Burada kısaca arayüz özellikleri ve tipik bazı tanımlama testleri anlatılmıştır.

Yapışma (Adezyon) ve Bağlanma

Kompozitlerde arayüzey bağlanması fiber ve matristeki atomik düzenlenmeye, moleküler konformasyona ve kimyasal konstitüsyona olduğu kadar, fiberin morfolojik özelliklerine ve fiber/matristeki elementlerin difüzivitelerine de bağlıdır. Bu nedenle her bir fiber-matris sistemi için arayüz özeldir. Adezyon genel olarak bağlanma mekanizmalarına yardımcı olur. Katı ve sıvı yüzeyler arasındaki termodinamik yapışma işi  temas açısı (Şekil-38) ölçülerek saptanır.

Temel bağlanma mekanizmaları çeşitlidir; adsorbsiyon ve ıslanma, elektrostatik etkileşim, kimyasal bağlanma, reaksiyon bağlanma gibi. Ayrıca hidrojen bağlanma, van der Walls kuvvetleri ve diğer düşük enerji kuvvetleri de bağlanma mekanizmaları arasında sayılır. Tüm bu mekanizmalar, sonuç bağlanmayı oluşturacak şekilde arayüz bölgesinde meydana gelir. (Şekil-39)

a. Islanabilirlik (Wettability)

Matrislerin çoğu bir fiber preform içine infiltre edilir. İnfiltrasyonun kolaylığı bir sıvının bir katı yüzey üzerinde yayılma yeteneğine, yani ıslanabilirliğine bağlıdır.

Islanabilirlik, bir sıvının katı bir yüzey üzerindeki yayılması olarak tanımlanır. Yüzey arası bağlanma takviye ve matris arasındaki yapışmaya bağlıdır. Kompozitin üretimi sırasında matris takviye malzemeyi ıslatarak aralarında bağlanma oluşmasını sağlar. Bağlanma sisteme göre çeşitli şekillerde olabilir; mekanik bağlanma, elektrostatik bağlanma, kimyasal bağlanma, difüzyon bağlanma gibi. Bağlanma kuvveti tek tanecik testi, kütle (bulk) örnek testi ve mikro-indentasyon testi gibi değişik testlerle ölçülebilir. Islanabilirlik, Young-denklemindeki temas açısıyla tarif edilir (Şekil-38).

glv cos q = gsvgsl

gsv = katı/buhar yüzey enerjisi, gsl = katı/sıvı yüzey enerjisi, glv = sıvı/buhar yüzey enerjisidir. Sıvı damlasının adezyon işi (WA) Dupré eşitliğiyle verilir:

WA = gSV + glV - gSl          iki eşitliğin birleştirilmesiyle,
WA = glV (1 + cos q)     Young-Dupré denklemi elde edilir:


Şekil-38: Sessile drop; (a) zayıf (kısmi) ıslanma (q > 900), (b) iyi bir ıslanma (q < 900)


Bir “sessile drop”, kararlı koşullar altında düz ve katı bir yüzey üzerindeki bir sıvı damlasıdır.

Damlanın yüzey gerilimiyle kıyaslandığında gravite ve gravitasyonal kuvvetlerin etkisi ihmal edilebilecek kadar küçük olmalıdır. Bu şartlar altındaki damla yarı-küresel şekildedir, alanı çok küçüktür ve serbest enerjisi çok düşüktür. Katı malzeme üzerine sessile drop konulur ve temas noktasındaki q açısı ölçülür; bu değer temas açısı veya ıslanma açısıdır. Temas açısı 0-1800 arasında değişir ve ıslanmanın yaygınlığını tanımlar. Tam bir ıslanmada q = 00, ve tam ıslanmama da q = 00 dir.

Katı yüzey enerjisinin artmasıyla katı ve sıvı arasındaki yüzey enerjisi yükselir. Örneğin, bir seramik-reçine kompozitte seramik-reçine arasındaki bağ. Temas açısının değeri, toplam yüzey enerjisi ve ıslanabilirliğin göstergesi olarak kabul edilebilir.

b. Bağlanma Mekanizmaları

Arayüz bağların oluşma nedenleri çeşitlidir; moleküler karmaşıklık, elektrostatik çekim, elementlerin interdifüzyonu, kimyasal reaksiyon ve mekanik bağlanma tipik arayüz bağlanma türleridir (Şekil-39). Yüzey arası bağlanma kompozitte yük transferi iletkenlik, v.s. gibi özellikler için, matris ve fiber arasında iyi bir etkileşimin olmasını sağlar.

İnterdifüzyon: İki yüzey arasında, yüzeylerdeki atomlar veya moleküllerin karşılıklı difüzyonuyla (interdifüzyon) bir bağ meydana gelebilir. İnterdifüzyon mekanizmasının gerçekleşebilmesi için iki konstitüent arasında termodinamik bir denge olması gerekir. Polimer matris kompozitlerde bağ kuvveti moleküler karmaşıklık miktarına, mevcut moleküllerin sayısına ve moleküller arasındaki bağlanma kuvvetine göre değişir. İnterdifüzyon, uygun solventlerle ve difüzyon miktarıyla (moleküler konformasyona, konstitüentlere ve moleküler hareketliliğin kolaylığına bağlıdır) yükseltilebilir.


Şekil-39: Arayüz bağların oluşma nedenleri, (a) moleküler karmaşıklık, (b) elektrostatik çekim, (c) elementlerin interdifüzyonu, (d) iki farklı yüzeydeki A ve B grupları arasındaki kimyasal reaksiyon, (e) yeni bir bileşiğin oluşmasını sağlayan kimyasal bir reaksiyon (özellikle MMC’lerde), (f) mekanik kenetlenme (bağlanma)


Elektrostatik Etkileşim: Konstitüentler arasındaki arayüzde elektrostatik yükteki farklılık etkileşim bağının oluşmasını kolaylaştırır. Arayüzün kuvveti yük yoğunluğuna bağlıdır. Bu etkileşim özellikle, fiber yüzeyi bazı kapling maddelerle işlemlendirildiğinde önemlidir.

Kimyasal Bağlanma: Kimyasal bağlanma en eski ve en iyi bilinen bağlanma mekanizmasıdır; arayüzde primer bağ oluşmasıdır. Arayüzdeki kimyasal bağlanma atomik veya moleküler taşınmayla ilgilidir; difüzyon veya kimyasal reaksiyonlarla desteklenir. Kimyasal bağlanma PMC’lerde polimerik matris ağ yapı içine organik sertleştiricinin difüzyonuyla, MMC ve CMC’lerde ise matris ve fiberler arasındaki kimyasal reaksiyonlar nedeniyle meydana gelir.

Reaksiyon bölgeleri, normal olarak malzeme özellikleri için zararlıdır; kalınlığı kimyasal reaksiyon denge sabitleri ve/veya infiltrasyon sıcaklığı değiştirilerek kontrol altında tutulabilir.

Reaksiyon Bağlanma: Reaksiyon bağlanmada, arayüz bölgede kimyasal reaksiyonla yeni bir madde meydana gelir; örneğin, metal matris kompozitlerin ergimiş metal infiltrasyon proseslerinde elemanlardan birinden veya her ikisinden de atomların transferiyle bu tür bağlanmalar meydana gelir; transfer prosesleri difüzyon kontrollüdür. Yer değiştirme reaksiyonu ve oksit bağı oluşması reaksiyon bağlanmanın özel halleridir.

Mekanik Bağlanma: Bu tür bir bağlanma iki pürüzlü yüzey arasındaki mekanik kenetlenme etkisiyle oluşur. Mekanik bağlanmayı ıslanabilirlik özelliği kolaylaştırır; matris ve fiberler arasındaki temas artar. Matris ve fiberin termal genleşme katsayıları, am > af olduğunda, infiltrasyondan sonraki soğuma aşamasında ısıl kalıntı gerilimler doğar. Mekanik bağlanma shear özellikte çok etkin olabilir, sürtünme katsayısını yükseltebilir fakat arayüze dik bir bağ oluşturamaz.

Kalıntı Gerilimler: Kompozit malzemelerde proseslerden sonraki soğuma aşamalarında kalıntı gerilimler oluşur; nedeni, matris ve fiberler arasındaki termal genleşme katsayısı (a) uyumsuzluğudur. Ayrıca, termal etkilerde bu tür gerilimlerin doğmasına neden olabilir.

                         DV
ev = 3 ex = ¾¾ = 3 a DT           a = termal genleşme katsayısı (CTE)
                  V

Matrisin CTE değeri çoğu zaman fiberinkinden daha yüksektir. Örneğin, polimerler çevreden de su absorblar. Su absorbsiyonu hacim artmasına yol açar. Hacim artışına ilaveten absorblanan su, elastik modülü ve camsı geçiş noktasını düşürür, kırılma gevşemesi ve darbe direncini yükseltir. Higro-termal kalıntı gerilimlerin sonucunda matris gerilmeyle, takviyeler sıkıştırmayla karşılaşır. Bu durum yüzey arası bağlanmayı geliştirir.