Polarografi (polarography)


1. Genel Bakış

Gerçekte her element, hangi durumda olursa olsun, polarografik yöntemle analiz edilebilir. Yöntem ayrıca birkaç organik fonksiyonel grubun tayininde de kullanılabilir. Herhangi bir maddenin polarografik davranışı kendine özgü olduğundan yöntem, seçiciliğin gerektiği analizlerde çok uygundur. Polarografik analizlerin çoğu sulu çözeltilerde yapılır, gerekli olduğu hallerde diğer çözgen sistemleri de kullanılabilir. Kantitatif analizlerde optimum konsantrasyon aralığı 10-2 –10-4 M'dür, ancak ppb seviyelerindeki değerler de sistemde bazı değişiklikler yapılarak saptanabilir. Bir analizi 1-2 ml, hatta bir damla çözelti ile yapmak mümkündür.

Bu nedenle polarograf miligramdan mikrograma kadar seviyelerdeki maddelerin analizine olanak verir. Rutin polarografik çalışmalarda karşılaşılan bağıl hata %2-3 dolayındadır.

Polarografik veriler, akımın özel bir elektrolitik hücreye uygulanan potansiyelin fonksiyonu olarak ölçülmesiyle saptanır. Elde edilen akım-voltaj eğrilerine "polarogramlar" denir; eğriler elektrotların daldırıldığı çözeltinin kalitatif ve kantitatif bileşimini tanımlarlar.

Polarografik Hücreler: Polarografik bir hücrede kolaylıkla polarize olabilen küçük bir mikroelektrot, polarize olmayan büyük bir elektrot, ve analiz edilecek çözelti bulunur. Analitik reaksiyonun oluştuğu mikroelektrot bir kaç mm alanında bir civa yüzeyidir; metal(civa) kendi ağırlığı ile, çok ince bir kapilerden birbirine eşit ve 0.5-1mm çapında damlalar halinde sürekli olarak akar. Bir damlanın yaşam süresi 2-6 saniye kadardır. Civa damlalı elektrot özellikle, voltammetrik çalışmalarda kullanılabilir özelliklere sahiptir.

Polarografik bir hücredeki referans elektrot mikroelektroda göre ağır ve büyüktür, küçük akımlar geçişinde davranışı değişmez, ve analiz süresince polarize olmamış durumunu korur. Bu amaçla çoğunlukla doygun bir kalomel elektrot ve tuz köprüsü (Şekil-2a) kullanılabilir; büyük bir civa havuzu veya bir gümüş/gümüş klorür elektrot da çok kullanılan referans elektrotlardır.


Şekil-2: (a) bir civa damlalı elektrot ve hücre, (b) kadmiyum iyonunun polarogramı


Polarogramlar: Bir polarogram, polarografik bir hücreye uygulanan potansiyelin fonksiyonu olarak çizilen akım eğrisidir. Mikroelektrot enerji kaynağının negatif ucuna bağlanır; bu durumda uygulanan potansiyelin işareti negatif olur. Bu elektrotun katot görevi yapması durumunda akım da positif işaretlidir.

Şekil-2(b)'de iki polarogram görülmektedir. Alttaki eğri 0.1 N potasyum klorür çözeltisine, üsteki eğri de 0.1N potasyum klorür ile 1 x 10-3 N kadmiyum klorür çözeltisi karışımına aittir. Basamaklı bir akım-voltaj eğrisine "polarografik dalga" adı verilir ve bu durum aşağıdaki reaksiyonun bir sonucudur.


Cd (Hg), civada çözünmüş elementel kadmiyumu gösterir. Her iki eğride de -2V dolayında görülen ani yükselme potasyum iyonunun potasyum amalgamı şekline dönüşmesindendir.

Polarografik bir dalga, ancak bir "destek elektroliti" varlığında elde edilebilir. Verilen örnekte bu görevi potasyum klorür yapar. Destek elektrolitinin tek başına verdiği polarogram, ortamda kadmiyum iyonları bulunmadığı halde bile hücreden küçük bir akım (artık akım) geçtiğini gösterir.

Polarografik bir dalganın karakteristik bir özelliği, akımın aniden yükseldikten sonra uygulanan potansiyelden bağımsız duruma geldiği bölgedir; sabit olan bu akıma "sınır akımı" denir. Sınır akımının nedeni reaksiyon veren maddenin mikroelektrot yüzeyine taşınma hızının kısıtlanmasıdır. Deney koşullarının özel olarak kontrol edilmesiyle dalga üzerindeki her noktadaki taşınma hızı, maddenin difüzyon hızından tayin edilebilir. Difüzyon-kontrollü bir sınır akımına "difüzyon akımı"denir ve id sembolü ile gösterilir. Difüzyon akımı reaktif maddenin konsantrasyonu ile doğru orantılıdır ve bu nedenle de analizde en önemli veri niteliğindedir. Şekil-2(b)'de görüldüğü gibi difüzyon akımı, sınır akımı ile artık akımlar arasındaki farktır.

Diğer önemli bir veri akımın, difüzyon akımının yarısına eşit olduğu "yarı dalga potansiyeli" değeridir. Yarım dalga potansiyeli E1/2 sembolü ile gösterilir; bu değer maddenin kantitatif tayininde kullanılır.

Polarografik Dalgaların Yorumu: Tipik bir polarografik dalganın bir civa damlalı elektrotta, aşağıdaki (genel) yarı-reaksiyon sonucunda oluştuğu varsayılsın


Burada elektronegatif bir maddenin oksidlenmiş (veya yükseltgenmiş) hali Ox ile, indirgenmiş hali de Red ile gösterilmiştir. Bir önceki örneğin tersine, Red bir amalgam değildir; işlem indirgenmeye kadar devam etmiştir.

Denklem(1) deki yarı-reaksiyonun dönüşümlü olduğu kabul edilir. Polarografik anlamda dönüşüm, elektrot prosesinin yeteri kadar hızlı olduğu anlamındadır. Çözelti ve civa elektrot arasındaki (yüzeyde) sıvı filmi içinde bulunan (reaksiyona giren ve çıkan) maddelerin konsantrasyonlarını sadece elektrot potansiyeli belirler; buna göre O X  in dönüşümlü indirgenmesinde, filmdeki maddelerin herhangi bir andaki konsantrasyonları aşağıdaki denklemle tanımlanır.


Burada köşeli parantezler içindeki terimler reaksiyona giren ve reaksiyondan çıkan maddelerin konsantrasyonlarıdır. E0 denklem(1) deki yarım-reaksiyonun standart potansiyeli, EDME civa damla elektrotun, standart hidrojen elektrotuna karşı potansiyelidir. Altlardaki sıfırlar, konsantrasyon terimlerinin sadece "yüzey filmi" ne uygulandığını gösterir; çözeltideki konsantrasyon bu yüzey değerlerinden farklıdır. Anot doygun kalomel elektrot ise, uygulanan potansiyel,


Polarografik akımlar genelde çok küçük akımlardır. IR, diğer iki terime kıyasla ihmal edilebilir. Bu durumda yukardaki eşitlikteki EDME yerine denklem (2) konularak Euyg için aşağıdaki ifade çıkarılır.


Euyg 'nın bozunma potansiyelinden (Şekil-2b) daha negatif yapılması halinde nasıl bir durumla karşılaşılır? yarı reaksiyon dönüşümlü olduğundan, denklem(3) tekrar geçerli hale gelinceye kadar [Ox]0 ‘da ani bir azalma ve buna uygun olarak da artma olur. İndirgenme reaksiyonu ani olduğundan, akımın büyüklüğü Ox taneciklerinin çözeltiden reaksiyonun oluştuğu yüzeye hareket hızına bağlıdır.


Burada i uygulanan bir potansiyeldeki akımı, rox Ox taneciklerinin göç etme hızını gösterir, k’ bir orantı sabitidir.

Bir hücredeki iyonlar veya moleküllerin göçü difüzyon, konveksiyon (ısısal veya mekanik), ve elektrostatik çekim kuvvetlerinin etkisi altındadır. Polarografide konveksiyon ve elektrostatik etkilerin olması istenmez. Bu nedenle çözeltinin karıştırılması veya titreşiminden kaçınılmalı ve reaktif olmayan elektrolit biraz fazlaca kullanılmalıdır; elektrolit konsantrasyonu reaktantdan 50 kat veya daha fazla olduğunda elektrot ile yüklü tanecikler arasındaki çekme veya itme kuvvetleri ihmal edilebilir düzeye iner.

Mekanik karıştırma ve elektrostatik kuvvetler olmadığı zaman Ox in elektrot yüzeyine taşınmasındaki etken sadece difüzyon olayıdır. Difüzyon ise bir çözeltinin iki kısmı arasındaki konsantrasyon (daha doğrusu aktivite) farkı ile orantılı olduğundan aşağıdaki eşitlik yazılabilir.


Burada [Ox] iyonların elektrota doğru difüzlendiği çözeltideki konsantrasyonu, [Ox] o  ise elektrotu saran sulu filmdeki konsantrasyonudur. Difüzyonla sadece Ox taneciklerinin taşınması durumunda aşağıdaki eşitlik geçerli olur.


Euyg nın negatifliği arttıkça [Ox]0 küçülür, yani uygulanan potansiyelin artırılması akım ve difüzyon hızını da artırır. Potansiyelin çok yüksek negatif değerlere ulaşmasıyla yüzey filmindeki Ox taneciklerinin konsantrasyonunu, çözeltideki konsantrasyonuna kıyasla sıfıra yaklaşır ve difüzyon hızı ve akım sabit olur. Bu durum,


ifadeleriyle tarif edilir; id, potansiyelden bağımsız difüzyon akımını gösterir. Buna göre "difüzyon akımının büyüklüğü, çözeltideki reaktantın konsantrasyonu ile doğru orantılıdır" tanımı yapılabilir. Kantitatif polarografi bu esasa dayandırılır.

Bir hücredeki akım, reaktantın elektrot yüzeyine taşınabileceği kadarsa "tam bir konsantrasyon polarizasyonu" durumu olduğu söylenebilir. Bu koşullar için gerekli akıma bir mikroelektrotla ulaşılabilir ve değeri oldukça küçüktür, 10-3 M çözelti için 3-10 mA (mikroamper) kadardır. Bu seviyedeki bir akım, aşağıdaki örnekte görüldüğü gibi, reaktant konsantrasyonunu önemli derecede değiştirmez.


ÖRNEK

1.00 x 10-3 M lik Zn+2 çözeltisinin difüzyon akımı 8.4 A dir. Bu çözeltinin 10.0 ml sinden 8.0 dakika akım geçirildiğinde Zn+2 konsantrasyonunda ne kadar azalma olur?


Polarografik Dalga Denklemi: Akım ve potansiyel ilişkisinin bulunduğu bir eşitlik elde etmek için, denklem(5)den denklem(4) çıkarılır ve aşağıdaki şekilde düzenlenir.


Yüzey filmindeki Red konsantrasyonu akımla orantılı olacaktır. Bu durumda,


Bu değerler denklem(3)’de yerine konularak aşağıdaki eşitlik elde edilir.


Bu bağıntı denklem(6)’da yerine konularak aşağıdaki eşitlik çıkarılır.


Buna göre yarı-dalga potansiyeli, yarı-reaksiyonlar k ve k R  nin standard potansiyelleri ile ilişkili bir sabittir. k ve k R  ise iki maddenin difüzyon katsayıları ile damla elektrotun bazı özelliklerine bağlı sabitlerdir. Denklem(7) ve (6)’dan,


id, elektrotun özelliklerinden ve Ox ‘in difüzyon katsayısından hesaplanır. Böylece herhangi bir Euyg değeri için i akımı bulunabilir.

Denklem(7)den, polarografik bir dalgada yarı-dalga potansiyelinin referans bir nokta olduğu anlaşılır; bu değer reaktant konsantrasyonundan bağımsızdır, fakat yarı-reaksiyonun standart potansiyeli ile doğru orantılıdır. Yarı-dalga potansiyeli, bir polarografik dalgayı oluşturan maddelerin tanımlanmasında önemli bir değerdir. Yarı-dalga potansiyeli, yavaş ve geri dönüşümsüz elektrot reaksiyonlarında önemli derecede değişebilir; denklem(8) böyle dalgaları tam olarak tanımlayamaz.

Polarografik Dalgalara Kompleks Oluşumunun Etkisi: Bölüm-1'de görüldüğü gibi, metalik bir iyonun yükseltgenme veya indirgenme potansiyeli, ortamda bu iyonla kompleks yapabilen maddelerin bulunmasından önemli derecede etkilenir. Polarografik yarı-dalga potansiyellerinde de benzer etkilerin olması doğaldır. Tablo-1'deki veriler, bir metal kompleksinin indirgenmesindeki yarı-dalga potansiyelinin, aynı metalin basit iyonunun indirgenmesine kıyasla çok fazla negatif olduğunu gösterir.

Kompleks yapıcı maddenin konsantrasyonuna bağlı olarak yarı-dalga potansiyelinde saptanan kayma miktarından kompleksin formülü ve oluşum sabiti bulunabilir (damla elektrottaki katyon reaksiyonu dönüşümlüdür). Buna göre reaksiyonlar:


Burada (E1/2)C, A'nın oluşum konsantrasyonu FA olduğu zamanki yarı-dalga potansiyeli, E1/2 ise kompleks yapıcı maddenin bulunmadığı haldeki yarı-dalga potansiyelidir. K ol  kompleks oluşum sabitidir.

Denklem(9)’la bir kompleksin değerlendirmesi yapılabilir. Birkaç ligand konsantrasyonuna ait yarı-dalga potansiyelinin, log FA 'ya karşı grafiğe alınmasıyla düz bir doğru elde edilir, doğrunun eğimi 0.0591x/n 'dir. n biliniyorsa, ligandın metal iyonuna bağlanma oranı bulunur. Bundan sonra denklem(9)dan Kol hesaplanır.

Kompleks yapıcı maddelerin yarı-dalga potansiyellerine etkisi önemlidir. Bu nedenle polarografik verilerin bir çözeltide bulunan maddelerin kantitatif tanımlanmasında kullanılacağı durumlarda, çözeltideki elektrolit miktarı dikkatle kontrol edilmelidir.

Tersinmez Reaksiyonların Polarogramları: Pek çok polarografik işlemler, özellikle de organik sistemler, tersinmez reaksiyonlar verirler; böyle durumlarda alınan dalgalar fazla tanımlayıcı olmazlar ve kantitatif tanımlama için denklem(8)e ilave bir terim konulması gerekir. Bu terim reaksiyonun aktivasyon enerjisi ile ilgilidir ve elektrot işleminin kinetiği bakımından önemlidir. Tersinmez reaksiyonların yarı-dalga potansiyelleri konsantrasyona bağımlı, difüzyon akımları ise doğrusaldır; bu durum böyle reaksiyonların da kantitatif uygulamalarda kullanılmasına olanak verir.

Civa Damla Elektrodu: Civa damla elektrotu, voltammetrik çalışmaların gerektirdiği özellikleri içeren tipte bir elektrottur.


Tablo-1: Civa Damla Elektrotunda Polarografik Yarı-Dalga
Potansiyellerine Kompleks Yapıcı Maddelerin Etkisi

İyon
Kompleks-siz ortam
1 N KCN
1 N KCl
1 N NH3, 1N NH4Cl
Cd+2
-0.59
-1.18
-0.64
-0.81
Zn+2
-1.00
(a)
-1.00
-1.35
Pb+2
-0.40
-0.72
-0.44
-0.67
Ni+2
-
-1.36
-1.20
-1.10
Co+2
-
-1.45
-1.20
-1.29
Cu+2
+0.02
indirgenme olmaz
+0.44
-0.24



-0.22
-0.51


Şekil-3: Damla büyüklüğünün polarografik akımlara etkisi; (a) damlaların t yaşam süreci sırasındaki akım-zaman ilişkisi,(b) akım dalgalanmalarının söndürülmesi sonunda kaydedilmiş bir polarogramı


Bir Damlanın Yaşam Süreci Sırasındaki Akım Değişiklikleri: Damlalı bir elektrotun bulunduğu hücrede, damlama hızına göre periodik salınımlar gözlenir. Bir damla koptuğunda akım sıfıra düşer (Şekil-3a), sonra hızla yükselir; yükselme, difüzyon olayının gerçekleştiği yüzeyin genişlemesi sonucunda elektrot alanının büyümesinden ileri gelir.

Ortalama akımı tayin etmek için akımdaki büyük dalgalanmaların azaltılması (söndürülmesi) gerekir.  bunun için de bir dalga söndürücü cihaz kullanılır, veya akımın zamanla değişiminin çok küçük olduğu, damlanın sonuna yakın akım esas alınır (Not: damlanın yaşam sürecinin ikinci yarısında akım sadece %20 kadar artar),. Söndürme bir galvanometre veya bir filtre ile sağlanır. Şekil-3b'de görüldüğü gibi söndürme sonunda osilasyonlar uygun bir büyüklükle sınırlandırılırlar; böylece ortalama akım (veya, alternatif olarak maksimum akım) ölçülebilir.

Civa Damla Elektrotun Uygulamaları ve Sınırlamalar: Civa damla elektrotun, diğer mikroelektrotlara kıyasla çeşitli avantajları vardır. Bunlardan birincisi, hidrojen iyonlarından hidrojen oluşumundaki yüksek aşırı gerilimdir; bu durum, asidik çözeltilerden herhangi bir engelleme olmaksızın pek çok maddenin indirgenebilmesini sağlar. İkinci avantaj, sürekli olarak yeni bir metal yüzeyin yaratılmasıdır.

Elektrotun eskimesi veya geçmişi deneyi etkilemez; bu da elektrot önceden nasıl kullanılmış olursa olsun tekrarlanabilir akım-voltaj eğrileri alınmasını sağlar. Damla elektrotun üçüncü avantajı, herhangi bir uygulama potansiyelinde tekrarlanabilir ortalama akımlara hemen ulaşılabilmesidir.

Damla elektrotun en önemli dezavantajı civanın yükseltgenmesidir; bu özellik elektrotun anot olarak kullanılmasını sınırlar. +0.4V 'dan yüksek uygulama potansiyellerinde civa(1) iyonu oluşur; bu esnadaki akım, çözeltideki diğer yükseltgenebilen polarografik dalgaları kapatır (maskeler). Bu nedenle civa damla elektrot, sadece indirgenebilen veya kolaylıkla yükseltgenebilen maddelerin analizinde kullanılabilir. Diğer dezavantajlar ise kullanımının zor olması ve tıkanma sonucu çalışamaz duruma gelebilmesidir.


Polarografik Difüzyon Akımları

Ilkovic Denklemi: 1934'de D.Ilkovic, bir civa damlalı elektrotu ile elde edilen difüzyon akımlarının saptanabildiği temel bir denklem çıkarmıştır. Ilkovic, 25 0C 'de,


eşitliğinin olduğunu göstermiştir. Burada id, bir damlanın yaşam süresindeki  ortalama difüzyon akımıdır(mA) (Şekil-3); n her mol reaktantın faraday sayısı, D reaktif maddelerin difüzyon katsayısı (cm2/s), m civa akış hızı (mg/s), t damlama zamanı(s), ve C reaktantın konsantrasyonudur (mmol/l). 607, birkaç sabitin biraraya gelmesiyle bulunmuştur (maks. akım için bu sabit 709 olur).

Ilkovic denklemi bazı kabullere dayanır, bu nedenle de hesapla ve deneyle bulunan difüzyon akımları arasında % birkaç seviyesinde farklılıklar olur. Bazı düzeltme faktörleri ile daha uyumlu sonuçlar alınırsa da pek çok uygulamada denklem basit haliyle kullanılabilir.

Kapiler Özellikler: Ilkovic denklemindeki m2/3 t1/6 "kapiler sabiti" dir ve damlalı elektrot özelliklerinin difüzyon akımına etkisini tanımlar; hem m hem de t deneysel olarak bulunabildiğinden, farklı kapilerlerden alınan difüzyon akımları kıyaslanabilir.

Kapiler sabitinin büyüklüğünü, kapilerin geometrisinden başka, iki faktör belirler. Civayı kapiler içinden iten kafa m ve t yi, difüzyon akımı kolon yüksekliğinin kare kökü ile doğru orantılı olacak şekilde yönlendirir. Bir elektrotun damlama zamanı t, ayni zamanda uygulanan potansiyelin de etkisindedir; çünkü civa ve çözelti arasındaki yüzey gerilim damla üzerindeki yüke göre değişir. Çoğunlukla, -0.4 V dolayında t bir maksimumdan geçer ve hızla düşer; -2.0V'da t maks. değerinin sadece yarısıdır. Difüzyon akımının damlama zamanının sadece 1/6. kuvveti kadar değişmesi önemli bir avantajdır; küçük potansiyel aralıklarında akımdaki düşme ihmal edilebilir düzeydedir.

Sıcaklık: Sıcaklık, çeşitli değişkenleri etkileyerek difüzyon akımına hakim olur ve tüm olayı karmaşık bir duruma getirir. Ilkovic denkleminde sıcaklığa en hassas faktör difüzyon katsayısıdır, 1 derece için % 2.5 kadar değişiklik gösterir. Doğru analizler için sıcaklığın onda birkaç seviyelerde kontrol edilmesi gerekir.

Reaktant (Elektroaktif Madde) Karışımlarının Polarogramları: Bir karışımdaki reaktantlar bir mikroelektrotda, normal olarak birbirinden bağımsız davranırlar; bu durum bir karışımının polarogramında karışımdaki her maddeye ait dalgaların bulunmasını sağlar. Şekil-4'de beş katyon karışımının polarogramı görülmektedir.

Böylesine bir ayırma, tek bir polarogramla birkaç elementin kantitatif analizine olanak verir. Analizin başarısı, birbirini takip eden yarı dalga potansiyelleri arasında yeterli farkın bulunmasına bağlıdır. Bu fark, iki indirginebilen madde ikişer elektron alıyorsa 0.2V, birincisi bir elektrot alıyorsa en az 0.3V olmalıdır.


Şekil-4: A: beş katyon (0.1 mM) içeren 1N NH3/1N NH4Cl (%0.002 Triton X-100‘lü) çözeltisi ve B: destek elektrolitin polarogramları


Anodik Dalgalar ve Anodik-Katodik Dalga Karışımları: Polarografide katodik dalgalar kadar anodik dalgalarla da karşılaşılır. Anodik dalgalar, anodik potansiyel aralıklarının dar olması nedeniyle daha az görülür. Şekil-5'de anodik bir dalga örneği (A eğrisi) verilmiştir; burada elektrot reaksiyonu, sitrat iyonlarının bulunduğu bir ortamda demir(2) nin demir(3) ‘e yükseltgenmesidir. Elde edilen difüzyon akımı


reaksiyonuna göre +0.1 V dur. Potansiyel daha negatif yapıldığında anodik akımda düşme gözlenir, -0.02 V 'da, demir(2) iyonunun yükseltgenmesi duracağından akım sıfır olur. C eğrisi ayni ortamdaki demir(3) çözeltisinin polarogramını gösterir. Burada demir(3) iyonlarının demir(2)ye indirgenmesiyle katodik bir dalga oluşur. Yarı-dalga potansiyeli anodik dalgada olduğu gibidir, bu durum demirin iki ayrı değerlikli halinin yükseltgenme ve indirgenmesinin damla elektrotta tersinir reaksiyonlar oluşturduğunu gösterir. B eğrisi eşdeğer normalitede demir(2) ve demir(3) içeren bir çözeltinin polarogramıdır. Eğrinin sıfır-akım çizgisinin altında kalan kısmı demir(2) nin yükseltgenmesini gösterir; bu reaksiyon, uygulama potansiyeli yarı-dalga potansiyeline eşit olduğunda durur. Eğrinin üst kısmı ise demir(3) iyonlarının indirgenmesine aittir.


Şekil-5: Sitratlı bir ortamda demir(2) ve demir(3)’ün polarografik davranışı (A: [Fe+2] = 1 x 10-3 N olan çözeltinin anodik dalgasıB: [Fe+2] = [Fe+3] = 0.5 x 10-3 N olan çözeltinin anodik-katodik dalgasıC: [Fe+3] = 1 x 10-3 N olan çözeltinin katodik dalgası)


Maksimum Akım (Maksima): Polarogramların şekilleri, "maksimum akım" denilen bir etki ile, çoğunlukla, bozulur (Şekil-6). Bu durum difüzyon akımları ve yarı-dalga potansiyellerinin doğru olarak bulunmasını engeller. Söz konusu maksimumun sebeplerinin tam olarak bilinmemesine rağmen, giderilmesi için çeşitli deneysel yöntemler vardır. Bunlardan en çok uygulananları ortama eser miktarda büyük molekül ağırlıklı bazı maddelerin ilave edilmesidir; Triton X-100 (ticari bir yüzey aktif madde), metil kırmızısı veya diğer boyalar gibi. Bu maddelerin gereğinden fazlasının kullanılması difüzyon akımını düşürebilir. Gerekli miktar deneme yanılma yöntemiyle saptanmalıdır; her madde için miktar farklıdır.

Artık Akım: Şekil-4'deki B eğrisi tipik bir artık akım eğrisidir ve iki kaynağı vardır. Bunlardan birincisi şahit çözeltide bulunabilecek eser miktardaki safsızlıkların indirgenmesidir; bunlar az miktardaki çözünmüş oksijen, distile sudaki ağır metal iyonları ve destek elektroliti olarak kullanılan tuzdaki safsızlıklar olabilir.

Artık akımın ikinci kaynağı, civa taneciklerini (çözeltiye karşı) yükleyen elektron akımıdır, buna "kapasite akımı" denir; bu akım pozitif veya negatif olabilir. -0.4V dan daha negatif potansiyellerde elektronların fazlası her damlanın yüzeyinin negatif yüklenmesine yol açar. Bu fazla elektronlar damla koparken onunla birlikte aşağı taşınır; oluşan her yeni damla da yükleneceğinden, küçük fakat kararlı bir akım meydana gelir. -0.4V dan daha küçük uygulama potansiyellerinde civa, çözeltiye karşı pozitif olma eğilimindedir; bu durumda her damla oluşurken elektronlar damla yüzeyinden civa kütlesine doğru itilirler ve negatif bir akım oluşur. -0.4V civarında civa yüzeyi yüksüzdür ve kapasite akımı sıfırdır (Şekil-4,B eğrisi). Elektrik, elektrot-çözelti arasında taşınırken yükseltgenme-indirgenme olayı meydana gelmediğinden kapasite  akımı faradaik bir akım değildir. Polarografik yöntemin doğruluk ve hassasiyeti artık akımın büyüklüğüne bağlıdır.

Destek Elektroliti: Çözeltide elektrot ve analit arasındaki çekme ve itme kuvvetlerini sıfıra yakın bir değere kadar düşürebilen destek bir elektrolitin varsa, elektrot işlemi, sadece difüzyon-kontrollüdür. Bu koşul destek elektroliti konsantrasyonunun reaktif maddelerden 50-100 kat fazla olmasıyla gerçekleşebilir; böylece reaktif tanecikler tarafından taşınan yük, diğer iyonların çok fazla olması dolaysıyla, ihmal edilebilecek kadar küçük olur. Böylece sınır akım, elektrolit konsantrasyonundan bağımsız bir difüzyon akımı olur.

Şekil-6: Tipik maksimum akımlar

Şekil-7: Havayla doygun 0.1 N KCl  ‘de oksijenin indirgenme polarogramı


Oksijen Dalgaları: Çözünmüş oksijen, civa damlalı elektrotta indirgenir; hava ile doyurulmuş sulu bir çözeltide iki dalga bölgesi bulunur (Şekil-7). Birinci dalga oksijenin perokside yükseltgenmesinden dolayıdır, İkincisi, oluşan hidrojen peroksidin indirgenme reaksiyonu sonucudur:


Stökiyometrik yönden de anlaşıldığı gibi iki dalga eşit yüksekliklerdedir.              

Bu polarografik dalgalar çözünmüş oksijen hesaplarında kullanılabilir; ancak ortamda oksijenin bulunması, diğer maddelerin tayinini engeller. Bu bakımdan polarografik analizlerde ilk olarak oksijen uzaklaştırılır. Bunun için çözelti içinden birkaç dakika inert bir gaz geçirilir; analiz süresince yüzeyden ayni gaz (çoğunlukla azot) akımı sürdürülerek çözeltinin tekrar oksijen absorblamasına engel olunur.


2. Polarofrafi Uygulamaları

Hücreler: Polarografik analizlerde kullanılan tipik bir genel-amaçlı hücre Şekil-2(a)’da görülmektedir. Analiz edilecek çözelti kalomel elektrottan sinterli bir cam disk ile ayrılmıştır. Cam diskin arkasına potasyum klorür ile doyurulmuş agar bir tapa konulmuştur. Böyle bir köprü taze hazırlanır. Kapiler bir yan kol ile çözeltiden azot (veya diğer) gazı akımı sağlanır. Analiz sırasında çözeltinin inert gazla korunduğundan emin olmak gerekir.

Daha basit bir sistemde, polarize olmayan elektrot örnek kabının dip kısmındaki bir civa havuzudur. Burada gözlenen yarı-dalga potansiyelleri, literatür değerlerinden biraz farklı olabilir; bu durum doygun kalomel referans elektrottan kaynaklanır.

Damlalı Elektrotlar: Şekil-2(a)’daki gibi damlalı bir elektrot çeşitli ticari kaynaklardan sağlanabilir. 50 cm kadar civa sütunu altına yerleştirilmiş 10 cm'lik bir kapilerden damlama zamanı 3-6 saniye olan damlalar alınır. Kapilerin ucu civa dolu tüp ile ayni düşey doğru üzerinde bulunmalıdır; aksi halde damlaların hızı ve büyüklüğü farklı olacağından tekrarlanabilir sonuçlar alınamaz.

Bilinçli ve özenle çalışıldığında bir kapiler yıllarca kullanılabilir. Civanın temiz olması, civa kolonunun temiz ve bakımlı olması önemlidir. Kapilerin iç yüzeyine çözelti değerse elektrot çalışamaz duruma gelir. Bu nedenle kapiler ucu çözeltiye daldırılmadan önce düzenli bir akış sağlanacak şekilde, civa kolonu yükseltilmelidir.

Bir elektrotun saklanması daima sorun olur. Saklama yöntemlerinden biri, kapilerin su ile çalkalanıp kurutulduktan sonra, civa kolonunun seviyesini civa akması kesilinceye kadar azaltmaktır (civa seviyesini çok düşürmekten kaçınılmalıdır). Kullanmadan önce, seviye tekrar yükseltilir, kapiler ucu bir dakika kadar 1/1 lik nitrik asit içine daldırılır ve sonra distile su ile çalkalanır.

Cihaz: Polarografik ölçmelerde kullanılan cihaz oldukça basittir. Uygulanan voltajı 0 ‘dan ± 2.5V kadar sürekli olarak değiştiren bir voltaj bölücü gerekir; uygulanan voltaj ± 0.01 V yakınlıkla bilinmelidir. Ayrıca, akımların çalışma aralığı boyunca, 0.01 A farkla, hatta 100 mA farkla (0.01 mA hassasiyetle) ölçülebilmesi önemlidir.

Şekil-8'de polarografik çalışmalarda kullanılabilen basit bir cihazın devre diyagramı verilmiştir. Voltaj iki tane 1.5V'luk bataryadan sağlanır.

Voltaj bölücü R1 (100 ohm) ile hücreye uygulanan potansiyel değiştirilebilir. Voltajın büyüklüğü, anahtar 2 konumuna getirilecek potansiyometre ile saptanır. Akım, hassas 10000 ohm ‘luk R2 direncindeki potansiyel düşmesinin, ayni potansiyometre ile anahtarın 1 konumuna getirilmesiyle ölçülür. Damlalı elektrotla ilgili akım osilasyonları için otomatik sıfırlayıcı (null detecting) bir galvanometre kullanılır.

Şekil-8: Polarografik ölçmeler için basit bir devre şeması


Şekil-8'de görülen cihaz rutin kantitatif çalışmalar için yeterlidir; bu tür uygulamalarda, i d 'yi tanımlamak için sadece iki farklı voltajdaki akımın ölçülmesi yeterlidir. Bunlardan biri bozunma potansiyelinden önceki, diğeri sınır-akımı bölgesindeki akımlardır. Diğer taraftan, tüm polarogramın çekilmesinin istendiği hallerde eğrinin her noktasına ait değerlerin alınması gerekir ki bu oldukça zahmetli ve zaman alıcı bir çalışma olur; bu tür çalışmalarda otomatik kaydedicili bir sistemin kullanılması tercih edilir.

Verilerin Değerlendirilmesi: Değerlendirmede galvanometre veya kaydedici osilasyonlarının ya ortalaması veya maksimum değerleri alınır.

Difüzyon Akımlarının Saptanması: Kantitatif çalışmada sınır akımları artık akıma göre düzeltilmelidir. Yöntemlerden biri deneysel-artık akım eğrisi çizilmesidir; bu bir şahit ile yapılır. Bundan sonra sınır-akımı bölgesinde herhangi iki potansiyel arasındaki farktan difüzyon akımı çıkarılır.

Artık akım uygulanan potansiyelle hemen hemen doğrusal bir artış gösterdiğinden, düzeltme, daha çok ekstrapolasyonla yapılır; Bu yöntem Şekil-3'de görülmektedir.

Karışımların Analizi: Çok maddeli bir karışımdaki her maddenin kantitatif tayininin tek bir polarogramda yapılması teorik olarak mümkündür, ancak maddelerin yarı-dalga potansiyelleri birbirinden yeteri derecede farklı olmalıdır (Şekil-4). Karışımda fazla miktarda bulunan maddenin, en az miktardaki maddeye göre çok daha kolay indirgenebilir özellikte olması ikinci maddenin tayin hassasiyetini zayıflatır, çünkü miktarı az olan maddenin difüzyon akımı da düşük olacağından akım skalasında isgal ettiği yer de çok az olur. Böyle durumlarda akım ölçümünde yapılacak küçük bir hata analizde büyük bir hataya yol açar.

Bu gibi konsantrasyonu düşük maddeler içeren karışımların incelenmesinde bir kaç yöntem vardır. Bunlardan biri destek elektrolitin değiştirilmesiyle miktarı az olan maddenin ilk önce çıkmasının sağlanmasıdır; çeşitli kompleks yapıcı maddeler bu yöntemin çok sık kullanılmasına olanak verir. Diğer bir yöntem de karışımda kimyasal bir ön ayırma yapılmasıdır. Üçüncü bir inceleme yönteminde ise miktarı fazla olan maddeden oluşan akım, akım ölçme devresine bir sayıcı emf konularak sıfıra (veya çok düşük bir değere) düşürülür. Sonra akım hassasiyeti, en az miktardaki maddenin indirgenmesinde yeterli sinyal alınabilecek kadar artırılır. Modern polarografların çoğunda bu tür düzenleyici sistemler bulunur.

Konsantrasyon Tayini: Kantitatif polarografik analizlerde uygulanan en iyi ve kolay yöntem, bir seri standart çözelti ile önceden kalibrasyon eğrisi hazırlanmasıdır; standartlar, analiz edilecek örnekteki maddeleri içermeli ve maddelerin miktarları örnekteki maddelerin konsantrasyonlarını kapsayacak şekilde ayarlanmalıdır. Örnekteki maddeler için saptanan akım değerlerinden, akım-konsantrasyon verilerinin bulunduğu kalibrasyon eğrisi  kullanılarak konsantrasyonlar bulunur.

Başka bir yöntem de standart katma metodudur. Bunda belli bir hacimdeki örneğin difüzyon akımı ölçülür. Sonra tayini yapılacak maddelerden bilinen miktarlarda (tercihen standart) ilaveler yapılır, sonra tekrar difüzyon akımı ölçülür. Akım ve konsantrasyon arasında doğrusal bir ilişki bulunduğundan dalga yüksekliklerindeki artıştan, örnekteki maddelerin konsantrasyonları hesaplanır. Standart ilavesi yöntemi, örnekteki bir maddenin difüzyon akımının diğer maddelere göre hassas olduğu durumlarda çok etkindir.

İnorganik Polarografik Analizler: Polarografik yöntem, çoğunlukla inorganik maddelerin analizinde kullanılır. Metalik katyonların çoğu damla elektrotta indirgenerek bir metal amalgamı veya daha düşük oksidasyon halli bir iyona dönüşür. Hatta alkali ve toprak alkali metaller bile, destek elektrolitin yüksek potansiyellerde (gereklidir) reaksiyon vermeyecek şekilde seçilmesiyle, indirgenebilirler; bu durumda destek elektrolit olarak tetraalkil amonyum halidler kullanılır.

Katyonların polarografik analizlerinde başarı, kullanılan destek elektrolite bağlıdır. Elektrolit seçiminde yardımcı olacak çeşitli tablolar hazırlanmıştır. Anyonun isabetli şeciimi yöntemin seçiciliğini artırır. Örneğin, destek elektrolitin potasyum klorür olması durumunda demir(3) ve bakır(2) dalgaları birbirini engeller; fluorürlü bir ortamda ise demir(3)ün yarı-dalga potansiyeli -0.5 V kadar kayarken bakır(2)'ninki sadece % birkaç volt kadar değişir. Fluorür anyonu iki iyonun dalgalarını birbirinden ayırır.

Polarografik yöntem, bromat, iyodat, dikromat, vanadat, selenit ve nitrit gibi inorganik anyonların analizinde de kullanılır. Bu maddelerin polarogramları, indirgenme reaksiyonunda hidrojen iyonunun da bulunması nedeniyle, çözeltinin pH'ından etkilenirler;  tekrarlanabilir sonuçlar alınmabilmesi için, çözeltinin pH'ı tamponlanarak sabit tutulmalıdır.

Organik Polarografik Analizler: Polarografinin başlangıçından bu yana organik maddelerle de çeşitli çalışmalar yapılmış ve yayınlar çıkarılmıştır. Bazı fonksiyonel gruplar damla elektrotta yükseltgenebilmekte veya indirgenebilmektedir; böyle gruplar içeren organik maddeler polarografik yöntemle analiz edilebilmektedir.

Organik bileşiklerin bir mikroelektrotdaki reaksiyonları, genelde, inorganik maddelere göre yavaş ve karmaşıktır. Bu nedenle verilerin teorik olarak tanımlanması zordur. Buna rağmen polarografi organik yapısal analizde, kalitatif tanımlamada ve karışımların kantitatif analizlerinde kullanılabilmektedir.

Polarogramlara pH'ın Etkisi: Organik elektrot işlemleri hidrojen iyonu ile ilgilidir ve çoğu aşağıdaki eşitlikle gösterilir.


Burada R ve RHn organik molekülün oksitlenmiş ve indirgenmiş hallerini gösterir. Buna göre, organik bileşiklerin yarı dalga potansiyelleri pH'a önemli derecede bağımlıdır. pH'ın değişmesi reaksiyon ürünlerini de değiştirir. Örneğin, benzaldehit bazik bir çözeltide indirgendiğinde -1.4 V ’da bir dalga oluşur ve benzil alkol meydana gelir.


PH < 2 olduğunda ise dalga -1.0 V ’da çıkar ve bir öncekinin tam yarısı büyüklüğündedir; buradaki reaksiyonda hidrobenzoin ürünü oluşur.


Ara pH 'larda iki reaksiyonun da gerçekleştiğini gösteren iki dalga gözlenir.

Bir elektrot işleminde hidrojen iyonları harcanıyor veya üretiliyorsa "elektrot yüzeyinde"ki çözeltinin pH'ı değişir; çözelti iyice tamponlanmamış ise yüzey filminin pH'ı elektroliz süresince değişir. Bu değişmeler reaksiyonun indirgeme potansiyelini etkileyerek bozuk ve zayıf dalgalar çıkmasına neden olur. Bundan başka difüzyon akımı-konsantrasyon arasındaki doğrusal oran da bozulur. Bu nedenlerle, tekrarlanabilir yarı-dalga potansiyelleri ve difüzyon akımları elde edebilmek için çözelti tamponlanarak pH'ın sabit tutulmalıdır.

Organik Polarografide Kullanılan Çözgenler: Organik maddelerin saf sudaki çözünürlüklerinin az veya hiç olmayışı bazı çözgenlerin kullanılması zorunluluğunu yaratır; glikoller, dioksan ve alkoller gibi suyla karışabilen bazı çözgenlerin sulu karışımları bu tip çözgenlerdir. Cellosolve veya asetik asit de ayni amaçla kullanılabilir. Asetik asit, formamid, dietilamin ve etilen glikol gibi susuz ortamlarda da çalışılabilir. Destek elektroliti olarak çoğunlukla, lityum tuzları veya tetraalkil amonyum tuzları kullanılır.

Reaktif (Elektroaktif) Fonksiyonel Gruplar: Aşağıdaki fonksiyonel gruplardan herhangi birini içeren organik maddeler bir veya daha fazla polarografik dalga verirler.

1. Karbonil grubu: Aldehitler, ketonlar ve kinonlar polarografik dalga verirler. Aldehitler, çoğunlukla, ketonlardan daha düşük potansiyellerde indirgenirler; karbonil çift bağının konjugasyonu da yarı-dalga potansiyellerin düşmesine sebep olur.

2.Karboksilik Asitler: Basit alifatik ve aromatik monokarboksilik asitlerin indirgenmemesine rağmen, bazı karboksilik asitler polarografik olarak indirgenebilirler. Karboksil gruplar birbiri ile konjuge halde bulunan, fumarik, maleik veya ftalik asitler gibi dikarboksilli asitler karakteristik polarogramlar verirler; ayni durum bazı keto ve aldehido asitler için de geçerlidir.

3. Peroksidler ve Epoksidler: Bu tür bileşiklerin pek çoğu polarogram verir.

4. Nitro, Nitrozo, Amin Oksid, Azo Grupları: Bu gruplar damlalı elektrotda tam olarak indirgenirler.

5. Organik Halojen Grupları: Bu grupların çoğu, Halojen grubunun bir atom hidrojen ile yer değiştirmesi sonucu polarografik bir dalga verirler.

6. Karbon/karbon Çift Bağı: Karbon karbon çift bağı, başka bir çift bağ, bir aromatik halka veya doymamış bir grup ile konjuge halde ise indirgenir.

7. Hidrokinonlar ve Merkaptanlar: Bu tür gruplar anodik dalgalar verirler.

Ayrıca, bazı organik gruplar katalitik hidrojen dalgaları verirler. Aminler, merkaptanlar, asitler ve heterosiklik azot bileşikleri bu tür gruplardandır. Biyolojik sistemlerde de çok sayıda uygulamalar vardır.


3. Katı Elektrotlu Voltametri

Civa damlalı elektrotunun iki olumsuz özelliği, kimyacıları, bunun yerini alabilecek araştırmalara yöneltmiştir. Bu özelliklerden biri civanın kolaylıkla oksitlenmesidir; bu durum oksidasyonun +0.4 V 'dan (SCE'a karşı) daha büyük potansiyellerde olması halinde çalışmanın yapılamamasına neden olur (halojenler ve bazı iyonlar varsa, elektrot potansiyelinin 0.0 V ‘dan daha negatif olması gerekir); veya kuvvetli oksitleyici maddelerin indirgenmesi mümkün olmaz, çünkü bu tür maddeler civayı yükseltgerler.

Damla elektrotun ikinci olumsuz özelliği duyarlığıdır, bu elektrot 10<M^>-5  M'den daha seyreltik çözeltilerin analizine olanak vermez. Daha düşük konsantrasyonlarda difüzyon akımı, artık akıma eşittir veya daha küçüktür. Temel akımda yapılan düzeltmeler büyük hatalara yol açar ve hassasiyeti önemli derecede düşürür. Artık akımların pek çoğu faradaik değildir ve bir mikroamperin % birkaçından daha az seviyeye indirilemez. Ana kaynakları yükleme akımı ve gürültü akımlarıdır ve aletin hücre devresi ile diğer elektrik kaynaklarından ileri gelir; diğer elektrik kaynaklarının etkisi hücre direncinin büyümesiyle artar.

Damla elektrotların yerini çoğunlukla, platin, altın ve grafitten yapılan katı elektrotlar almaktadır. Bunlarda iki tür çalışma uygulanır. Birincide, elektrot sabittir, titreşimden ve konveksiyonla karıştırmadan özenle kaçınılır. İkinci çalışma şeklinde ise elektrot sabit bir hızla döndürülür veya titreştirilir; veya elektrot sabit tutulur, çözelti düzenli ve bilinen koşullarda karıştırılır. Her iki halde de elektrot ve çözelti birbirine karşı hareket halindedirler.

Sabit Elektrotlu Voltametri: Çeşitli organik maddelerin analizinde sabit mikroelektrotlar kullanılır; indikatör elektrotta, çoğunlukla, anodik oksidasyon reaksiyonu olur. Bu tür  elektrotlarla kuvvetli inorganik oksitleyici maddelerin analizleri de yapılabilir; en önemli uygulama sudaki çözünmüş oksijenin tayinidir.

Elektrotun Yapısı: Platin bir elektrot, yumuşak bir cam tüpün ucuna bir platin tel (levha) takılarak hazırlanır. Bu tür elektrotlar (grafit ve altın elektrotlar da) hazırlanmış olarak satılmaktadır.

Katı elektrotların hiçbiri, sürekli olarak yeni ve taze bir yüzey oluşturan civa damlalı elektrot kadar iyi tekrarlanabilir akım-voltaj sonuçları vermez.

Tersine, katı elektrotun davranışı adsorbsiyon, kalıntı toplanması veya oksid oluşumu nedeniyle zamanla değişir. İşlem zamana-bağımlı olduğundan elektrotun özellikleri eskiliğinden önemli derecede etkilenir.

Sabit Elektrotlarla Alınan Akımlar: Katı bir mikroelektroda, bir elektrot reaksiyonunun meydana gelebileceği kadar potansiyel uygulandığında büyük bir başlangıç akımı gözlenir. Birkaç dakika sonra bu akım azalarak sabit ve tekrarlanabilir bir seviyeye iner. Başlangıç akımı elektrot yüzeyinden, onda birkaç mm mesafeye kadar yayılan bir konsantrasyon değişim bölgesinin oluşmasından ileri gelir. Bu bölge içinde reaktant reaksiyonu sürekli olarak artarak elektrot yüzeyindeki denge değerinden çözeltideki değerine ulaşır.

Konsantrasyon ve elektrot yüzeyinden olan uzaklık doğrusal hale geldiğinde (eğim sabittir), analizde kullanılan sabit akım oluşur; bu durum 2-5 dakika içinde gerçekleşir. Ayni akım değişiklikleri damla elektrotda da gözlenir.


Şekil-9: N,N’-tetrametilbenzidinin bir platin tel mikroelektrot ile alınmış doğrusal tarama voltammogramları


Genelde, sabit elektrota uygulanan her yeni voltaj için sabit akımlar elde edilmesi beklenmez. Bunun yerine "doğrusal voltaj taraması" işlemi uygulanır. Burada uygulanan potansiyel sabit bir hızla değiştirilirken o anda oluşan akım da kaydedilir ve Şekil-9'daki gibi bir eğri elde edilir. Burada voltaj taraması +0.4V (SCE a karşı) dolayında başlatılmış ve +0.7 ve +1.0V'a kadar yayılmıştır; tarama hızı 74 mV/dak dır. Şekil-9, sulu ortamda bir mikro platin tel elektrotdaki N,N'-tetrametilbenzidinin voltammogramlarıdır. Bir polarogramın tersine, sabit sınır akımı yerine, burada bir akım maksimumu gözlenir. Maksimumun yüksekliği konsantrasyonla orantılıdır. Pikin potansiyel ekseni boyunca kapladığı konum elektroaktif maddelerin özelliğine göre değişir.

Başlangıç akımı yükselmesinin nedeni polarografik dalgada olduğu gibidir. Pik noktasında, elektrot yüzeyindeki reaktif maddelerin molekül veya iyon konsantrasyonları sıfırdır ve akım, bunların difüzyon hızları ile sınırlanmıştır. Voltaj taraması devam ederken, elektrolizin süresi uzar ve reaktif taneciklerin yüzeye ulaşmaları için kat etmeleri gereken mesafe büyür. Böylece yüzeye ulaştıklarında hızları düşer, dolaysıyla akım da düşer. Sabit bir elektrotla elde edilen pik yüksekliği voltaj tarama hızının kare kökü ile orantılıdır  ve tarama yönüne bağlıdır.

Oksijen Elektrotu: Sabit katı elektrotlar suda, atıklarda ve diğer sıvılarda oksijen tayininde çok kullanılırlar. Elektrot, teflon veya poliüretan gibi oksijen-geçirgen bir membranla kaplanmış platin veya altın bir levhadır; levha bir destek çubuğu ucuna takılıdır. Referans elektrot gümüş/gümüş klorür (veya diğer gümüş bazlı) dür. Elektrotlar arasına -0.8V (SCE'a karşı) kadar bir potansiyel uygulanır, çözeltideki oksijen, platin yüzeye bitişik sıvı filmi içinde indirgenir. Akım iç çözeltideki oksijen konsantrasyonu ile, bu da elektrota bitişik dış çözeltideki oksijen konsantrasyonu ile orantılıdır.


Şekil-10: Clark Elektrod Hücresi


Oksijen elektrotlar ticari olarak bulunur. Bunlara "oksijene-duyar voltametrik hücreler" denir. Örneğin, Clark hücresi ~800 mV dolayında polarize olan bir amperometrik hücredir. Oksijenin indirgenmesi 400-1200 mV aralığında gerçekleşir; bu nedenle ~800 mV’luk votaj istenir. Bu enerji, Clark hücresinde dışarıdan bir batarya ile sağlanır. Clark hücresi Ag/AgCl yarı-hücre ve altın, platin veya paladyum gibi metallerle hazırlanır.


Döner Platin Elektrotlu Voltametri: Katı elektrotlu voltametrik uygulamalarda çoğu kez "döner platin elektrot" kullanılır (Şekil-21). Mikroelektrot, bir cam tüpün kenarına yapıştırılmış kısa bir platin teldir; tüpün içindeki civa, Pt tel ile elektrik bağlantısı teli arasında iletimi sağlar. Tüp bir senkron motora bağlanarak 600 rpm sabit hızla döndürülür.

Döner platin elektrotla elde edilen voltametrik dalgalar, damlalı elektrotta alınan dalgalara benzer. Bunda, taneciklerin elektrot yüzeyine taşınması sadece difüzyonla değil ayni zamanda karıştırmayla da olur. Elde edilen akım, difüzyonla elde edilen akımın 20 katı kadar daha yüksektir; bu durum döner elektrotun hassasiyeti yükselttiğini gösterir. Döner elektrotlar, damlalı elektrotlarda olduğu gibi, hemen kararlı akımlar verirler. Bu davranış, karıştırmanın bulunmadığı katı mikroelektrotlarda karşılaşılan durumun tam tersidir.

Döner platin elektrotun voltametride yaygın olarak kullanılmasını engelleyen birkaç faktör vardır. Asidik çözeltilerde hidrojen aşırı voltajının düşük olması bu tip bir elektrotun katot olarak kullanılmasını engeller. Bundan başka, elde edilen yüksek akımlar elektrotu çözeltideki eser miktardaki oksijene karşı hassas duruma getirirler. Bu iki faktör döner platin elektrotun anodik reaksiyonlarda kullanılmasını engeller. Sınır akımları elektrotun eskiliğinden etkilenir, alınan sonuçların tekrarlanabilirliği, damlalı bir elektrotta alınan difüzyon akımları kadar iyi değildir.

Döner elektrotlar en çok organik bileşiklerin oksidasyonu çalışmalarında ve amperometrik titrasyonlarda indikatör elektrot olarak kullanılırlar.


4. Potansiyostatik Kontrollü Polarografi

Dönüşümlü bir sistemde, hücre direncinin polarografik bir dalgaya etkisi Şekil-11(a)'daki grafiklerde görülmektedir. 100¾¾  da, IR düşmesi çok küçük olduğundan dalganın şekli fazla etkilenmez. Yüksek dirençler dalganın yayılmasına ve şeklinin bozulmasına yol açar. Bu etki aşağıdaki eşitlikle açıklanabilir.


Burada, Eind sabittir, IR küçükse Euyg ‘daki değişikliği indikatör elektrot belirler. Eğer R büyükse, I nın artmasıyla oluşan IR düşmesini yenmek için Euyg potansiyelinin çok büyük bir kısmına gereksinim olur. Böylece Eind , Euyg  ile orantılı olmaktan çıkar, sonuçta yaygın ve kötü dalgalar oluşur.

Polarografinin, elektrik direnci yüksek olan çözücülerde uygulaması potansiyostatik kontrolla yapılır. Burada üç elektrot kullanılır; bir damlalı elektrot (veya diğer bir mikroelektrot), bir sayıcı veya yardımcı elektrot, ve bir referans elektrot. Sayıcı ve mikroelektrot normal polarografideki iki elektrotun görevini yapar. Referans elektrot ise mikroelektrotun potansiyelini ölçmek için kullanılır. Referans elektrot, damlalı elektrotun en yakınında bir yere konur ve bu ikisi arasındaki potansiyelle, uygulama potansiyeli (Euyg ) kontrol altına alınarak Eind  in zamanla doğrusal bir değişme göstermesi sağlanır. Böylece, polarografik dalganın eksisi Euyg  yerine Eind  olur. Sonuçda, Şekil-11(a)'daki en düşük dirençli dalgaya benzer bir dalga elde edilir.

Üç-elektrotlu bir cihazda (Şekil-11b) dört kısım bulunur: bir "aktif jeneratör", bir potansiyostat, üç-elektrotlu bir hücre, ve bir akım kuvvetlendirici ve kaydedici. Aktif jeneratör, indikatördoygun kalomel elektrot sisteminde sürekli değişen bir potansiyel oluşmasını veya doğrusal voltaj taramasını sağlar. Sabit giriş potansiyeli Ei ile alınan çıkış potansiyeli E0 arasındaki ilişki aşağıdaki ifade ile verilir


Buna göre çıkış potansiyeli, Ei ve Ri tarafından belirlenir ve S düğmesi kapatıldıktan sonra geçen zamanla doğru orantılıdır. E0 ın bir kısmı, potansiyostattaki çalışan amplifierin sabit ucuna beslenir. Hücrede bir civa damla elektrot, bir doygun kalomel elektrot (kontrol devresinin bir kısmıdır), ve bir yardımcı elektrot bulunur. Amplifierin iç direnci çok yüksek olduğundan referans ve indikatör elektrotların bulunduğu devrede akım yoktur ve ölçülen akım, damlalı elektrotun doygun kalomel elektrota göre olan potansiyelinden kaynaklanan çıkış akımı [ I ]’dır. Üç elektrotlu polarografik çalışmalarda yardımcı elektrot olarak, çoğunlukla, hücre tabanına konulmuş bir civa havuzu kullanılır. Yardımcı elektrot, analit çözeltisinden poröz bir diskle ayrılmış bir platin elektrottur. Akım amplifier devresindeki C1 kapasitörü damla elektrottaki akım dalgalanmalarını söndürmede kullanılır.


Şekil-11: (a): Dönüşümlü bir polarografik dalgaya hücre direncinin etkisi, (b) üç elektrotlu bir polarograf ve hücre kısımları


5. Geliştirilmiş Voltametrik Yöntemler

Daha önce de değinildiği gibi, civa damla elektrotlu klasik polarografi 10-5 M den daha derişik çözeltiler için uygundur; ayrıca, civanın kolaylıkla yükseltgenebilme özelliği dolayısıyla 0.4 V 'dan (SCE''a karşı) daha pozitif potansiyellerde çalışılamaz. Klasik polarografide çeşitli değişiklikler yapılarak bu sınırlamalar bir dereceye kadar giderilmiştir. Bu modern uygulamaların bazıları Şekil-12'de özetlenmiş ve kısaca açıklanmıştır.


Şekil-12: Geliştirilmiş polarografik yöntemler


Diferensiyal Puls Polarografisi: Diferansiyel puls polarografisinde polarografik hücreye zamanla artan bir doğru akım potansiyel uygulanır. Klasik polarografide olduğu gibi, artış hızı 5 mV/s kadardır. Ayrıca, 1-3 saniye gibi düzenli aralıklarla, 20-100 mV kadar ilave bir de puls uygulanır; pulsun uzunluğu 60 ms kadardır ve elektrotdan civa damlasının koptuğu noktada sona erer. Pulsun damla ile beraber hareket etmesi için damla, elektrot hareket ettirilerek veya mekanik bir yöntemle koparılır. Voltaj programı Şekil-13'de görülmektedir.

İki akım ölçümü yapılabilir. Bunlardan biri dc (doğru akım) pulsdan önce, diğeri pulsun sona erdiği noktada bulunur (Şekil-13). "Her puls için akımdaki fark ( Di)" doğrusal olarak artan voltajın fonksiyonu şeklinde kaydedilir. Böylece bir akım pikinin bulunduğu diferensiyal bir eğri elde edilir(Şekil-14); pikin yüksekliği konsantrasyonla doğru orantılıdır.

Türev-tip polarogramın bir avantajı, yarı dalga potansiyelleri birbirinden 0.04-0.05 V kadar az farklı olan maddeler için bile birer pik elde edilebilmesidir; tersine, klasik polarografide dalgaların saptanabilmesi için en az 0.2V potansiyel farkına gereksinim vardır. Diferensiyal puls polarografik yöntemlerde hassasiyet, diğerinin, üçüncü kuvveti kadar yüksektir. Bu durum Şekil-14'de görülmektedir. 180 ppm antibiyotik tetrasiklin içeren bir çözeltinin klasik polarogramı oldukça kötü dalgalar verirken, ayni maddeden 0.36 ppm (2 x 10-3 kez daha seyreltik) içeren örneğin puls polarogramında çok güzel iki pik bulunur. Akım skalası (Di) nA(nanoamper) veya 10-3 mA'dir.

Puls polarografinin yüksek hassasiyeti iki nedene dayanır. Bunlar faradaik akımdaki artma, ve faradaik olmayan akımdaki azalmadır. Faradaik akımdaki artışı açıklamak için potansiyelin aniden 20-100 mV artırılmasıya bir elektrotun çevresindeki yüzeyde meydana gelen olayları inceleyelim. Bu yüzeydeki reaktif taneciklerin konsantrasyonu yeni potansiyelin gerektirdiği seviyeye düşecek şekilde akımda büyük dalgalanmalar meydana gelir. Denge konsantrasyonuna ulaşılırken akım azalarak, sadece difüzyona karşı koyacak bir seviyeye iner; bu "difüzyon-kontrollü akım" dır. Klasik polarografide başlangıç akımında dalgalanma görülmez, çünkü ölçme zaman skalası ani akımın yaşam süresine kıyasla oldukça uzundur. Puls polarografide ise akım, dalgalanma tümüyle kesilmeden önce ölçülür. Bu durumda, ölçülen akımda hem difüzyon kontrollü akım, hem de yüzey tabakasındaki konsantrasyonu Nernst denkleminin gerektirdiği seviyeye düşüren akım bulunur.


Şekil-13: Diferensiyal puls polarografide voltaj programı


Şekil-14: (a) Diferensiyal puls polarogram; 0.1 M asetat tamponu içinde 0.36 ppm tetrasiklin HCl, pH = 4, (b) DC polarogam; 0.1 M asetat tamponu içinde 180 ppm tetrasiklin HCl, pH = 4 (Koşullar: damlatmalı civa elektrodu, 50 mV puls yüksekliği, 1-saniye damla)


Elektrota ek potansiyel pulsu verildiğinde, ayni zamanda, faradaik olmayan akım dalgalanması da olur ve civa damlası üzerindeki yük artar. Bu akım zamanla eksponensiyel olarak azalarak, bir damlanın yüzey değişikliğinin en az olduğu (yaşamanın sonuna yakın) zaman sıfıra düşer (Şekil-3a). Sadece bu anda ölçülen akımda artık akım yoktur ve sinyal/gürültü oranı büyüktür; sonuçta yüksek hassasiyet elde edilir.

Hızlı-Taramalı (Osilografik) Polarografi: Hızlı-taramalı polarografide, tek bir civa damlasının yaşam süreci (veya yaşam sürecinin bir bölümü) boyunca, mesela 0.5V aralığında, potansiyel (uygulama potansiyeli) taraması yapılır. Akım-voltaj ilişkisini gösteren bir osilaskop vardır; osilaskoptaki görüntü, fotoğrafı çekilerek sabitleştirilebilir, veya veriler bir bilgisayarda depolanarak daha sonra grafik şeklinde alınabilir.


Şekil-15: İkili bir karışımın hızlı taramalı polarogramı


Çok başarılı bir hızlı-tarama işleminde voltaj taraması, toplam yaşam süreci 6-7 saniye olan bir damlanın son 2-3 saniyesinde yapılır. Bu koşullardaki artık akım, normal polarografide karşılaşılana kıyasla çok küçüktür.

Şekil-15'de görüldüğü gibi, hızlı taramalı bir polarogram bir pik veya tepe şeklindedir. Tepe noktasındaki akım, iki akımın toplamıdır. Bunlardan biri, yüzey filminin konsantrasyonunu Nernst denkleminin tanımladığı denge konumuna getirmek için gerekli olan başlangıç-akım yükselmesi, diğeri normal difüzyon-kontrollü akımdır. Dengeye ulaşıldığında birinci akım sıfıra inerken, sonuçta, sadece difüzyon-kontrollü akım kalır. Tersinir bir reaksiyonun 25 0C 'deki Es "pik potansiyeli", yarı-dalga potansiyeli ile aşağıdaki şekilde bağıntılıdır.


Tepedeki  is akımı


denklemiyle verilir; A elektrotun alanı (cm2), n tarama hızıdır (V/sn). Kalan terimler Ilkoviç denklemindeki tanımlardır. Genelde, bir pik akımı difüzyon akımının 10 veya daha fazla katıdır.

Hızlı taramalı polarografinin en önemli avantajı yüksek hassasiyetidir. Bunlarda pik akımları difüzyon akımlarından daha büyük olduğu gibi, artık akımlar da çok küçüktür; sonuçda sinyal/taban oranı, normal polarografa göre büyük olur. Bu durumda, 10-6 – 10-7 M gibi çok seyreltik çözeltilerde kantitatif analizler yapılabilir. Ayrıca, iki maddenin yarı-dalga potansiyelleri arasındaki farkın 0.05 V kadar küçük olmasında bile akımı doğru olarak ölçülebilir.

Dönüşümlü (Devirli) Voltametri: Dönüşümlü polarografi veya voltametri cihazı, hızlı-taramalı polarografiye benzer. Aralarındaki fark voltaj tarama programlarıdır (Şekil-12c ile 12d). Devirli voltametride tarama bir üçgen biçimindedir; potansiyel, doğrusal olarak pik noktasına kadar artırılır ve ayni hızda, başlangıç noktasına kadar düşürülür. Devir bir saniyenin kesirlerinden birkaç saniyeye kadar zaman içinde tamamlanır. Damlalı bir elektrotla çalışıldığında faradaik olmayan akımı en düşük düzeye düşürmek amacıyla, tarama, damlanın yaşam süresinin sonuna yakın bir zaman içinde tamamlanır.

Şekil-16'da üç tane devirli voltametrik eğri görülmektedir. Kesiksiz eğri tersinir bir reaksiyona aittir. Katodik A pikinin oluşumu hızlı-taramalı polarografide olduğu gibidir. Potansiyel tersine çevrildiğinde(B noktası), akım pozitif kalır; bunun nedeni, çoğunlukla, analitin difüzyon kontrollu indirgenmesidir. Analit indirgenmeyecek duruma geldiğinde C potansiyeline ulaşılır; burada akım sıfırdır. Potansiyelde daha fazla pozitif değerlere gidildiğinde, önceden indirgenmiş olan tanecikler yükseltgenmeye başlar ve bu olay konsantrasyon sıfır oluncaya kadar devam eder. Sonuçta anodik D piki oluşur. Tersinir bir reaksiyonda A ve D pikleri arasındaki potansiyel farkı 2x0.0282/n V 'dur (denklem-14). Elektrot potansiyeli daha yavaş olursa veya daha az dönüşümlü ise, potansiyel farkı büyür. Eğri, Şekil-16'daki noktalı eğrilere benzer.

Devirli voltametri, reaksiyon mekanizmaları ve yükseltgenme-indirgenme reaksiyonlarının incelenmesinde kullanılabilen çok önemli bir cihazdır. Örneğin, 1 M KCl’de 0.1 mN Fe (CN)6-3 – Fe (CN)6-4 indirgenme reaksiyonunun ticari bir gümüş elektrotlu bir hücredeki deneysel ve simülasyon eğrileri Şekil-16(b)‘de gösterilmiştir.


Şekil-16: (a) Devirli voltammogramlar, (b) tipik bir indirgenme reaksiyonunun simülasyon ve deneysel voltamogramları


Alternatif Akım Polarografisi: Burada polarografide kullanılan doğru akım(ac) potansiyeli üzerine birkaç milivolt alternatif akım(ac) (Sini dalgası) bindirilir. Doğru akım potansiyeli belirlenen aralık içinde değiştirilir; ölçülen "alternatif akım" dır.

Bu yöntemin uygulamasına örnek olarak sadece, kolaylıkla indirgenebilen Ox taneciklerinin bulunduğu bir çözeltiyi inceleyelim. Ox, uygun bir potansiyelde, aşağıdaki denklemde görüldüğü gibi hızlı ve tersinir bir reaksiyona girer.


Burada,destek elektrolitin fazlasının bulunduğu varsayılsın.

Önce hücredeki "faradaik" alternatif akıma bakılır; bu akım, yüzeyler arasındaki yükseltgenme-indirgenme sonucunda oluşur. Böyle bir akımın bulunabilmesi için mikroelektrot yüzeyinde bir yükseltgenebilen ve bir de indirgenebilen madde bulunmalıdır. Uygulanan dc potansiyel, sadece, dc polarogramın dik olarak yükselen bölgesindeki potansiyelle aynı seviyede olduğu zaman önemli konsantrasyonda Red oluşur. Bu nedenle bozunma potansiyeline ulaşılmadan önce faradaik alternatif akım gözlenmez. Bozunma potansiyelinden hemen sonra, fakat yarı-dalga potansiyeline yaklaşırken yüzeydeki Ox ve Red konsantrasyonları arasında,


eşitliği çıkar ve alternatif akımın büyüklüğünü [Red]0 belirler. Yarı-dalga potansiyelinden çok az büyüklükteki uygulanan dc potansiyellerinde


bağıntısı vardır. Burada alternatif akımın büyüklüğünü [Ox]0 belirler. Yarı-dalga potansiyelinde ise,


dir ve faradaik akım en yüksek değerine ulaşır. Difüzyon akımı bölgesindekine uygun bir potansiyele ulaşıldığında [Ox]0 ® 0, ve alternatif akım (indirgenecek bir taneciğin bulunmayışı dolayısıyla) tekrar sıfır olacaktır. Böylece her bir reaktif maddenin yarı-dalga potansiyelinde bir pikin bulunduğu tipik bir ac polarogram elde edilir. Şekil-17'de ac ve klasik dc polarogramları arasındaki ilişkiyi gösteren grafikler verilmiştir.


Şekil-17: ac ve klasik (dc) polarogramların kıyaslanması


Bir elektrotu saran çift tabakanın yüklenmesiyle ilgili faradaik olmayan işlem sonunda da alternatif akımlar meydana gelir. Böylece, ac polarografik pikler faradaik olmayan akımın bir taban çizgisi üzerine biner. Çift faz yapısı dc akımından da etkilenir; bu nedenle bir ac polarogramın taban çizgisi yatay olmaz. Küçük bir potansiyel aralığında faradaik olmayan akım oldukça doğrusaldır ve pikin her iki tarafındaki taban çizgileri arasında doğrusal ekstrapolasyonla  yeterli düzeltme yapılabilir (Şekil-17).

Bir ac polarografik pikin yüksekliği analitin çözeltideki konsantrasyonu ile, ve dönüşümlü bir reaksiyon için, frekansın kare kökü ile orantılıdır. Dönüşümlü elektrot reaksiyonlarında, ac polarogramlar klasik yönteme kıyasla daha hassastır ve 10-6 M kadar seyreltik çözeltilerde analiz yapılmasına olanak verirler.

Dönüşümsüz bir yarı-reaksiyonda (burada, bir yöndeki hız çok küçüktür) ac pik gözlenmez. Çünkü dc akımın oluşturduğu ürün, oksidlenme yarım-devri sırasında alternatif akımı taşıyabilecek kadar reaktant meydana getiremez. Yarı- reaksiyonlarından herhangi birinin hızının çok küçük, fakat hala önemli olduğu elektrot işlemlerindeki alternatif akımın büyüklüğü, ac kaynağının frekansına bağımlıdır. Frekans artırılırken, bir yarım-devrin süresinin yarı- reaksiyonunun(yavaş olanın) tamamlanmasına yetmediği bir koşula gelinir; bu durumda alternatif akımı reaksiyon hızı sınırlar ve akım maksimumu, tamamıyla dönüşümlü bir reaksiyona göre daha küçük olur. Bu bilgileri verebilmesi, ac polarografisinin elektrot reaksiyonlarının kinetik incelemelerinde kullanılan önemli bir cihaz olmasını sağlar.

Sinüzoidal dalga yerine bir kare dalgalı akımla çalışan ac polarografisi de vardır. Buna "kare-dalga polarografı" denir. Kare dalga şeklinin avantajı faradaik olmayan akımın zamanla eksponensiyal olarak azalması ve herbir yarım-devrin sonuna yaklaşınca sıfıra düşmesidir. Akımın, her bir yarım-devrin sadece sonunda ölçülmesiyle zemin akımı yok denecek kadar küçülür.

Alternatif-akımlı polarografi yüksek hassasiyetli bir yöntemdir. Klasik polarografinin tersine, daha düşük potansiyellerde dalgalar veren ve çözeltide yüksek konsantrasyonlarda bulunan diğer maddelerin yanında eser miktardaki taneciklerin (indirgenebilen) kolaylıkla tayinine olanak verir. Ayni zamanda elektrotların kinetik incelemelerinde kullanılır. Yöntemin dezavantajı ise karmaşık bir sistem olmasıdır.

Sıyırma Yöntemleri: Sıyırma yöntemleri, başlangıç kademeleri karakteristik olan pek çok elektrokimyasal analizi kapsar. Bunların hepsinde analit, önce bir civa veya katı elektrot üzerinde toplanır, sonra çözülerek başlangıçtakinden daha derişik bir çözelti hazırlanır. Analiz, ya sıyırma işlemi sırasındaki elektrik ölçümlerine göre, veya daha derişik çözeltinin bazı elektroanalitik ölçümlerine dayanılarak yapılır.

Sıyırma yöntemleri eser miktardaki maddelerin tayininde çok önemlidir, çünkü elektrolizle çok düşük konsantrasyonlardaki maddelerin toplanması mümkündür (10-6 –10-9 M gibi). Toplama işlemi, çoğunlukla, mikro civa elektrotta gerçekleştirilir, sonra toplanan madde çözülür ve anodik voltametrik yöntemle analit ölçmeleri yapılır. Aşağıda yöntemin aşamaları anlatılmıştır.

Elektrobiriktirme Basamağı: Elektrobiriktirme işlemi sırasında analitin sadece bir kısmı elektrot yüzeyinde birikir; bu nedenle kantitatif analizde sadece elektrot potansiyeli verileri yeterli olmaz. Örnek ve kalibrasyon standard çözeltilerinde kullanılan elektrotun boyutları, çökeltinin uzunluğu, ve karıştırma hızı verileri de gereklidir.

Elektrolizde en çok kullanılan civa elektrotdur (bazan platin veya diğer inert metal elektrotlarla yapılan elektrolizler de vardır). Civa hacmi en az seviyede tutularak biriken madde konsantrasyonunun fazla olması sağlanır. Kantitatif çalışmalarda boyutları kararlı bir mikroelektrot tercih edilir. Bu konuda çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Şekil-18'deki sistemde bu tip bir "asılı damla" elektrotu görülmektedir. Burada normal bir civa damlatma kapilerinden teflon bir kaşığa belirli miktarda civa damlaları (1-3 damla) verilir (kapiler, bu uygulamada elektrot görevinde değildir). Teflon kaşık, içindeki civa bir cam tüp ucundaki platin tel ile temas edecek şekilde döner, ve damla tele yapışarak asılı civa elektrotu oluşur. Damlanın platin tele iyi yapışması çözelti karıştırıldığında dağılmaması gerekir; ayni zamanda, elektrolizin sonunda hafifce vurulduğunda telden ayrılabilmelidir.

Analize başlarken önce damla oluşturulur ve karıştırma başlatılır ve sisteme analizi yapılacak iyonun yarı-dalga potansiyelinden onda birkaç volt daha negatif bir potansiyel uygulanır; birikme başlar. Birikme periyodu, ³10-7 M konsantrasyonlar için 5 dakika ³ 10-8 M için 10 dakika, ve ³ 10-9 M için 60 dakika kadardır. Sürenin dikkatle ölçülmesi gerekir. Bu süreler çözeltideki iyonun tümünün birikmesi için, çoğu zaman, yeterli değildir. Elektroliz periyodu, tüm analizi kapsayan analiz yöntemine göre seçilir.

Analizin Voltametrik Olarak Tamamlanması: Asılı civa elektrotda toplanan analit voltametrik ölçmeyle tayin edilebilir. Analitin toplanmasından sonra 30 sn. kadar beklenir ve karıştırma durdurulur. Voltaj, sabit bir hızla, orijinal katodik değerinden anodik değerine düşürülür ve elde edilen anodik akım, uygulanan voltajın fonksiyonu olarak kaydedilir. Bu doğrusal tarama Şekil-19'daki gibi bir eğri verir. Bu deneyde, 1x10-8 M lık kadmiyum çözeltine, -0.9V (SCE'a karşı) potansiyel uygulanarak kadmiyum biriktirilmiştir. -0.9 V kadmiyum iyonunun yarı-dalga potansiyelinden 0.3V daha negatif bir değerdir. 15 dakikalık elektroliz periyodu sonunda, karıştırma durdurulmuş ve bundan 30 sn. sonra da potansiyel 21 mV/s hızla düşürülmeye başlanmıştır. Anodik akımda aşağıdaki reaksiyon sonucunda -0.65 V dolayında hızlı bir artış gözlenmiştir.


Bir maksimuma ulaştıktan sonra akımda düşme başlamıştır; bunun nedeni asılı civa damlasında elementel kadmiyum kalmamasıdır. Artık akım (Şekil-19, B eğrisi) düzeltmesi yapıldıktan sonra elde edilen pik akımı, 10-6 –10-9 M aralığındaki kadmiyum iyonu konsantrasyonu ile doğru, çökelme süresi ile ters orantılıdır. Bu analizde kadmiyum iyonu standard çözeltileriyle kalibrasyon yöntemi uygulanır.

Hassasiyet, konsantrasyona göre %2 seviyesindedir. Karışımlar durumunda elektrotta toplanan madde çözünme potansiyeli kontrol edilerek analiz yapılır.

Sıyırma yönteminde çeşitli analizler yapılabilir. Örneğin, platin bir katotta elektro biriktirme işlemiyle bazı metallerin tayini yapılabilir. Burada, biriken maddeyi çıkarmak için gerekli elektrik miktarı kulometrik olarak ölçülür. Yöntem, eser miktardaki maddelerin tayin edilebilmesine de olanak verir.


Şekil-18: Sıyırmalı analiz cihazı


Şekil-19: Anodik sıyırma işleminde akım-voltaj eğrisi