Emisyon Spektroskopisi Uygulamaları (emission spectroscopy applications)

Kalitatif ve yarı-kantitatif analizlerde fotoğraf çekmeyle çalışan cihazlar uygundur. Fotoelektrikli spektrofotometrelerin uygulama alanı çok geniştir.


1. Kalitatif Analizler

Fotoğrafik emisyon spektroskopisinde bir kaç mg örnekle çalışılabilir ve yetmiş kadar elementin analizi yapılabilir. Hatların kararma derecelerinden, biraz deneyimli bir kimyager bir elementin konsantrasyonu hakkında yaklaşık bir sonuca varabilir. Kalitatif uygulamalarda fotoğrafik emisyon spektroskopisi çok başarılı bir analiz yöntemidir. Spektrografik yöntemlerin hassasiyetleri, örneğin yapısı ve miktarına, uyarma tipine, ve kullanılan cihaza bağlıdır. Tablo-1'de doğru akım ark uyarıcı kullanıldığı halde bazı elementlerin tayin  edilebileceği  en düşük sınırlar verilmiştir.

Uyarma Yöntemi: Kalitatif bir uygulamada çoğunlukla bir DC arkı kullanılır. Akım miktarı ve süresi, örneğin tümü buharlaşacak şekilde ayarlanır; 5-30 A'lük akımlar için 20-100 sn'lik süreler kullanılır. Deneyde ~2-50 mg örnek, bir grafit elektrotun oyuk kısmında veya yüzeyinde buharlaştırılır; ikinci elektrot da grafittir. Örneğin bulunduğu elektrot, sıcaklığı daha yüksek olduğundan anod olarak bağlanır. Oysa, örnek elektrotunun katod olarak çalıştırıldığı ve daha yüksek spektral şiddetlerin elde edildiği bazı haller de vardır; bu gibi durumlar ark plazmasındaki pozitif iyonun difüzyonu geciktirmesinden kaynaklanır.

Elementlerin Tanımlanması: Kalitatif analizde, her levha veya film üzerine referans olarak standard bir Fe spektrumu kaydedilir. Bu spektrumdaki şiddetli hatların dalga boyları, bir master Fe spektrumu ile kıyaslanalarak saptanır. Bunun için bir projektör kullanılır ve levhadaki Fe spektrumu ile master Fe spektrumu (bunda demirin şiddetli hatlarının dalga boyları belirlenmiştir) üst üste çakıştırılarak karakteristik hatların dalga boyları belirlenir. Master spektrumda, aynı zamanda, elementlerin karakteristik hatlarının bulundukları yerlerde tanımlanmıştır. Deney levhası ile master spektrum, her ikisindeki Fe hatları üst üste gelecek şekilde çakıştırılır. Böylece örnekte bulunan herhangi bir elementin üç veya dört hattının, master spektrumda ki bir elementin aynı yatay bölgedeki üç-dört hattı ile çakışması, örnekte o elementin varlığını gösterir.


Tablo-1: Bir DC Ark İle Tayin Sınırları

Ele-ment
Dalga boyu, A
Tayin alt sınırı
%
mg
Ag
3280.68
0.0001
0.01
As
3288.12
0.002
0.2
B
2497.73
0.0004
0.04
Ca
3933.66
0.0001
0.01
Cd
2288.01
0.001
0.1
Cu
3247.54
0.00008
0.008
K
3446.72
0.3
30
Mg
2852.12
0.00004
0.004
Na
5895.92
0.0001
0.01
P
2535.65
0.002
0.2
Pb
4057.82
0.0003
0.03
Si
2516.12
0.0002
0.02
Sr
3464.45
0.02
2
Ti
3372.80
0.001
0.1
Zn
3345.02
0.003
0.3


2. Kantitatif Uygulamalar

Kantitatif emisyon analizlerinde örnek hazırlaması, uyarma, spektrografta film çekilmesi işlemleri çok hassas olmalıdır ve kalibrasyon için titizlikle hazırlanmış standardlara gerek vardır; bunlar, analiz edilecek örneğin bileşimine ve fiziksel özelliklerine mümkün olduğu kadar yakın özelliklerde olmalıdırlar.

İç Standardlar ve Hesaplama: Kantitatif emisyon analizlerindeki ana sorun, fotoğraf levhası üzerindeki spektral görüntünün koyuluğunu, veya fotoelektrik dedektörle alınan hattın şiddetini etkileyen çok sayıda değişkenin bulunmasıdır. Uyarma ve fotoğraf çekme ile ilgili değişkenlerin çoğunu kontrol etmek zordur veya olanaksızdır. Bu tip etkileri giderebilmek için çoğunlukla bir "iç standard" kullanılır. Bir iç standard, her örnek ve her kalibrasyon standardına sabit miktarda ilave edilen bir elementtir. İç standardın verdiği bir hattın relatif şiddeti, ölçümü yapılan elementlerin relatif şiddetleri ile aynı anda saptanır (örnekte ve standardlarda). Analitin relatif şiddetinin standardın relatif şiddetine oranından konsantrasyon tayini yapılır. Deneysel olarak bu oran ile konsantrasyon arasında doğrusal bir ilişki vardır; doğrusallıktan sapmaya nadiren rastlanır. Böyle durumlarda konsantrasyon elde edilen eğriden hesaplanır.

İç Standard Seçimindeki Kriterler: İdeal bir iç standard aşağıdaki özellikleri göstermelidir:

1. Örneklerde ve standardlardaki konsantrasyonu daima aynı olmalıdır.

2. Kimyasal ve fiziksel özellikleri, tayini yapılacak elementin özelliklerine benzer olmalıdır; buharlaşma işlemi sırasındaki değişkenlerin etkisi, ancak böyle bir iç standard ile en düşük düzeye indirilebilir.

3. Tayini yapılan elementin uyarılma enerjilerinden biri ile aynı enerjide bir emisyon hattı bulunmalıdır; böylece kaynakdaki sıcaklık dalgalanmalarının neden olduğu değişiklik her iki hatta da aynı şekilde yansır.

4. İç standard ve tayini yapılan elementin iyonizasyon enerjileri benzer olmalıdır; böylece kaynakda her ikisi için de atomların iyonlara oranı aynı dağılımı gösterir.

5. Standard ve analit hatlarının şiddetleri birbirine yakın olmalı ve aynı spektral bölgede bulunmalıdır; böylece emülsiyon değişkenlerin etkisi uygun bir seviyede tutulur (veya fotoelektrik spektrometrelerde dedektör responsları arasındaki farklar).

Bütün bu özellikleri karşılayabilen bir iç standardın bulunması oldukça zordur ve seçim yapılırken, özellikle birkaç element için kullanılabilecek iç standardlar tercih edilir.

Analiz edilecek örnekler çözelti halinde ise iç standardların seçimi daha rahat olur, çünkü sabit miktardaki madde (iç standard) volumetrik olarak kolaylıkla ilave edilebilir. Böyle bir durumda, iç standard olarak, örnekdeki konsantrasyonu ilave edilecek miktara göre daha düşük olan element seçilmelidir.

Metalik örneklere iç standard ilave edilmesi çok zor hatta olanaksızdır. Bunun yerine, örnekte en fazla bulunan element seçilir ve bunun konsantrasyonunun değişmediği varsayılır. Örneğin, bir pirinç alaşımı (çinko-bakır) içindeki eser miktarlardaki elementlerin analizinde çinko veya bakır iç standard olarak kabul edilir. Toz halindeki örneklerde katı halde iç standard kullanılabilir. Bu tür uygulamalarda belirli miktarlardaki örnek ve iç standard ezilerek ince toz haline getirilir ve homojen olarak karıştırılır.

Bir iç standardın seçiminde, teorik temel kriterler yanında bazı deneysel verilere de gerek vardır. İç standard ve analitin uyarma süresindeki ve kaynak sıcaklığındaki değişiklerde göstereceği davranışlarla, hatların film sabitleştirme işlemindeki durumları deneysel olarak incelenmelidir.

Standard Örnekler: Kantitatif emisyon yönteminde çok önemli bir konu da, kalibrasyon eğrilerinin hazırlanmasında kullanılan standard örnekler takımıdır. Doğruluk derecesinin yüksek olması için standardların kimyasal bileşim ve fiziksel hal yönünden örneğe benzerlik göstermesi gerekir.

Bazı durumlarda standardlar saf kimyasal maddelerden sentez yoluyla elde edilirler; bu yöntem daha çok çözelti halindeki standardların hazırlanmasında uygulanır. Bir alaşım analizinde kullanılacak standardlar, saf elementlerin belirli miktarlarının bir arada ergitilmesiyle hazırlanır.

Birkaç elementin bir arada bulunduğu örneklerin kimyasal analizinde ise bir standardlar takımı kullanılır.


Standart İlavesi Yöntemi

Yarı Kantitatif Yöntem: Örnekte bulunan bir elementin, gerçek miktarına göre %30-%200 arasında değişen miktarlarda tayinine olanak veren çok sayıda yarı kantitatif spektrografik yöntem vardır. Bu yöntemler, yeterli iyi standardlar hazırlanmasının ekonomik olmadığı hallerde uygulanır. Yöntemlerin bazıları bilinen miktardaki (1-10 mg) bir örneğin arkda tümüyle buharlaştırılması temeline dayanır. Konsantrasyon tahmini ise, her bir hat serisinin oluşması için gerekli minimum element miktarlarından yapılır (bu bilgiler daha önceden bilinir). Diğer yöntemlerde, element hatlarının optik yoğunlukları ölçülür ve ilave edilen bir matriks maddesinin veya zemin hattının optik yoğunluğu ile kıyaslanır. Konsantrasyon hesaplarında hat şiddetinin, elementin bulunduğu hale göre değişmediği varsasayılır. Hat şiddetine diğer elementlerin etkilerinin en az seviyede yansıması için örneğe katılan matriks maddesinin (spektroskopik tampon) miktarı fazla olmalıdır.

İndüksiyonla Birleştirilmiş Plazma Kaynağı İle Kantitatif Uygulamalar: Daha önce de anlatıldığı gibi, indüksiyonla birleştirilmiş plazma kaynağı uygulamalarında, kantitatif analizlerde kullanılan alev yöntemlerinin tüm avantajları vardır ve kimyasal girişim sorunları da çok azdır. Örneğin, Şekil-10'da birkaç elementin bu kaynakla çizilen kalibrasyon eğrileri görülmektedir. Bazı veriler, elementlerin bulunduğu bileşiklerin saf su içindeki çözeltilerinden elde edilmiştir; diğerleri yüksek konsantrasyonlarda yabancı maddeler içeren (Na, Ca, v.s.,) sulu çözeltilerin değerleridir; böylece eğrilerin konumundan elementler arası girişimin etkisi görülür.

İndüksiyonla birleştirilmiş plazma kaynağının tayin sınırları, diğer atomik spektral yöntemlerle kıyaslanabilir veya daha iyi seviyelerdedir.


Şekil-10: İndüksiyonla birleştirilmiş plazma kaynağı ile çizilmiş kalibrasyon eğrileri (elementler arası girişimler dikkat çekicidir)



GERİ