Atomik Absorpsiyon Spektroskopi (atomic absorption spectroscopy)

Atomik absorpsiyon spektroskopisi diğer iki atomik spektroskopik yöntemlerden daha çok kullanılır, çünkü cihaz rutin analizlerde fazla tecrübeli olmayan teknisyenlerin bile kolaylıkla çalışabileceği şekilde dizayn edilmiştir.

1. Atomik Absorpsiyon Yöntemlerinde Kaynaklar: Atomik absorpsiyona dayanan analitik yöntemler, absorpsiyon hatlarının çok dar ve elektronik geçiş enerjilerinin her element için farklı olması nedenlerinden seçiciliği çok yüksek yöntemlerdir. Diğer taraftan, hat genişliklerinin çok az olması moleküler absorpsiyonda karşılaşılmayan ölçme sorunları yaratır. Beer kanunu sadece monokromatör ışına uygulanabilir (absorpsiyon ile konsantrasyon arasındaki doğrusal ilişkiyi verir) ve kaynağın band genişliğinin absorpsiyon pikinin genişliğine göre daha az olmasını gerektirir. Bir atomik absorpsiyon hattının genişliği (0.002- 0.005 nm) kadar ışın bandı verebilecek bir monokromatör yoktur. Bu durumda sürekli bir kaynak kullanıldığında monokromatörden bir dalga boyunda gelen ışının çok az bir bölümü absorblanır; çıkan bandın şiddeti, gerçekte o bandı oluşturan ışının şiddetine göre küçüktür. Bu koşullarda Beer kanunu uygulanamaz ve yöntemin hassasiyeti de önemli derecede düşer.

Bu sorun, absorpsiyon analizinde kullanılan dalga boyu (bir tane) ile aynı dalga boyunda bir hat emitleyen ışın kaynağı kullanılarak çözülebilir. Örneğin, sodyumun absorpsiyon analizinde 589.6 nm'deki hat ile çalışıldığında kaynak olarak bir Na buharı lambası kullanılır. Gaz Na atomları lamba içinde elektrik boşalması ile uyarılırlar; uyarılan atomlar düşük enerji seviyelerine dönerlerken ışın çıkarırlar (emisyon). Çıkan ışın resonans absorpsiyon hattı ile aynı dalga boyundadır. Özel olarak dizayn edilen bir kaynak ile band genişlikleri absorpsiyon band genişliklerinden daha dar olan emisyon hatları elde edilebilir. Örneğin, kaynak alev sıcaklığından daha düşük bir sıcaklıkta çalıştırılarak Doppler genişleme etkisi çok azaltılır. Absorpsiyon ölçmelerinde çıkan emisyon bandını yok eden bir monokromatörle sadece absorpsiyon spektrumu elde edilebilir (Şekil-11). Böylece, analizde kullanılan ışın, absorpsiyon pikinin band genişliğini ölçebilecek şekilde sınırlandırılmış olur. Bu koşullarda Beer kanununa uygunluk ve hassasiyet daha daha yüksektir.

Her element (veya element grubu) için ayrı bir lamba kaynağına gereksinim vardır. Bu sıkıntılı durum, sürekli bir kaynak ve ayırma gücü çok yüksek olan bir monokromatör kullanılarak karşılanabilir; yüksek sıcaklıktaki alev içine elementin bir bileşiği verilerek bir hat kaynağı elde edilir. Ancak bu tip önlemler her elemente özel lamba kullanılması kadar tatmin edici olmaz.


Şekil-11: Atomların rezonans hatları tarafından yapılan absorpsiyon


Hallow Katot (Oyuk Katot) Lambalar: Atomik absorpsiyon ölçmelerinde kullanılan en uygun kaynak Hallow katot lambalarıdır. Bunlarda kapalı bir cam tüp içinde tungsten bir anot ile silindirik bir katot bulunur. Cam tüp 1-5 torr basınçta neon veya argon ile doldurulmuştur (Şekil-12), katot, spektrumu alınacak metalden yapılmıştır. Elektrodlar arasına bir potansiyel uygulandığında gaz iyonlaşır ve iyonların elektrodlara doğru hareket etmesiyle  5-10 mA dolaylarında bir akım doğar. Eğer potansiyel yeteri kadar büyükse gaz halindeki katyonların kinetik enerjisi katot yüzeyinden bazı metal atomlarını çıkarabilecek ve bir atomik bulut yaratabilecek seviyededir; bu işleme "püskürtme" denir. Püskürtülen metal atomlarının bir kısmı uyarılmış haldedirler ve bilinen şekilde kendi karakteristik ışınını yayarlar. Sonunda metal atomları katot yüzeyine veya tüpün cam duvarlarına geri düfüzlenir. Katodun silindirik yapısı ışını tüpün belirli bir bölgesinde yoğunlaştırır; bu dizayn geri dönen metal atomlarının cam duvarlar yerine katoda yönelmelerini de sağlar.


Şekil-12: Bir hallow katot lambasının yan kesiti


Hallow katot lambanın verimi geometrisine ve çalışma potansiyeline bağlıdır. Yüksek potansiyeller, dolayısıyla yüksek akımlar daha büyük şiddette ışın yaratırlar. Bu avantaj, emisyon hatlarında Doppler genişlemesi etkisinin artışı nedeniyle kısmen azalır. Ayrıca, yüksek akımlar atom bulutundaki uyarılmamış atomların sayısını da artırır; bunlar ise uyarılmış atomlardan çıkan ışını absorblama yeteneğindedirler. Bu kendini-absorblama, özellikle emisyon bandının merkezinde, ışının şiddetini düşürür.

Hallow katot tüpleri çeşitli şekillerde üretilir. Bazılarının katotları bir kaç metal karışımından hazırlanır; bu tip lambalarla bir elementten daha fazla elementin analizi yapılabilir.

Gaz Boşalım(Deşarj) Lambaları: Gaz boşalım lambaları, metal atomları buharından elektrik akımı geçirilmesiyle bir hat spektrumu verirler; örnek olarak Na ve Hg lambaları gösterilebilir. Bu tip kaynaklar özellikle alkali metallerin spektralarını elde etmekte kullanılır.

Kaynak Düzenlemesi (Modülasyon): Tipik bir atomik absorpsiyon cihazında, alevden çıkan ışının neden olduğu girişimler giderilmelidir. Çıkan ışının çoğu alev ve dedektör arasına yerleştirilen monokromatör ile uzaklaştırılabilir; yine de böyle bir sistemle analizde kullanılacak seçilmiş bir dalga boyundaki alev ışını ortamdan uzaklaştırılamaz. Alev, analitteki bazı atomların neden olduğu uyarma ve ışın emisyonu sonucunda hala bulunmaması gereken (analizde kullanılan dalga boylarındaki) ışınları içerir. Bu sıkıntılı durum kaynak çıkışı düzenlenerek giderilebilir; kaynaktan gelen ışının şiddeti sabit bir frekansta dalgalanacak şekilde ayarlanır. Bu durumda dedektör iki tip sinyal alır, kaynaktan gelen değişken sinyal ve alevden gelen sürekli sinyal. Bu sinyaller uygun tipte elektrik akımına dönüştürülür. Basit bir yüksek-geçişli RC filtre ile düzenlenmemiş DC sinyalleri uzaklaştırılırken AC sinyalleri geçirilerek yükselticiye gönderilir.

Kaynaktan gelen ışını basit ve etkili bir şekilde düzenleme, kaynak ve alev arasındaki ışın demetine dairesel bir disk konularak yapılır. Diskin her dörtte birlik dilimi, ışığı geçirecek şekilde sıra ile çıkarılır. Disk sabit bir hızla döner ve istenilen frekansta ışının geçmesini sağlar. Başka bir düzenleme yönteminde ise kaynağın gücü alternatif akım veya kesikli akım kullanılacak şekilde dizayn edilebilir.

2. Atomik Absorpsiyon Spektroskopisi Cihazları: Atomik absorpsiyon çalışmalarında kullanılan çeşitli firmaların ürettiği cihazlar vardır. Cihazlar basit veya karmaşık olabilir ve fiatları da değişiktir; tabii kullanım yeri ve amacına göre seçim yapılmalıdır.

Tek-Işın Yollu Spektrofotometreler: Çok sayıda elementin analizinde kullanılan tipik bir tek-ışın yollu cihazda bir kaç tane hallow-katot kaynağı, bir chopper, bir atomizer ve fotomultiplier dedektörlü basit bir spekrofotometre bulunur. Cihaz, moleküler absorpsiyon çalışmalarında kullanılan tek-ışın yollu cihaz gibi çalışır. karanlık (dark current) transduserin önündeki bir kapak ile sıfırlanır. Sonra aleve püskürtülen (veya alevsiz bir atomizerde yakılan) bir şahit ile %100 T ayarı yapılır; sora şahit yerine örnek konularak geçirgenliği saptanır.

Tek-ışın yollu atomik absorpsiyon cihazları daha önce incelenen moleküler absorpsiyon cihazları ile benzer avantaj ve dezavantajlar gösterir.

Çift-Işın Yollu Spektrofotometreler: Şekil-13'de bir çift-ışın yollu cihazın şematik diagramı görülmektedir. Hallow katot kaynaktan gelen ışın aynalı bir chopperde ikiye ayrılır ve yarısı alevden geçerken diğer yarısı alevin etrafından dolaşır. İki ışın daha sonra yarım-gümüşlenmiş bir aynada tekrar birleştirilerek bir Czerney-Turner gratingli monokromatöre gönderilir; bir fotomultiplier tüp transduser görevi yapar. Fotomultiplier çıkışı, chopperi döndüren sistemle bağlantılı olarak çalışan amplifiere girer. Referans ve örnek sinyallerinin oranı burada yükseltilir ve okuyucuya gönderilir; okuyucu ibreli bir metre veya bir kaydedici olabilir. Başka bir dizaynda referanstan gelen ve yükseltilen sinyal bir potansiyometre ile örnek sinyali ile kıyaslanabilecek bir düzeye indirilir ve hareketli telin bulunduğu yerden, geçirgenlik veya absorbans okunur.


Şekil-13: Tipik bir çift demetli atomik absorpsiyon spektrofotometresi


Atomik absorpsiyon cihazlarında referans ışının alevden geçmediğini ve bu nedenle de alevin yarattığı absorpsiyon veya saçılmadan kaynaklanan ışın gücü kaybı olmadığını belirtmek gerekir.

3. Atomik Absorpsiyon Spektroskopisi Uygulamaları: Atomik absorpsiyon spektroskopisi 60'dan fazla elementin hassas tayininde kullanılabilen bir cihazdır. Örnek hazırlama ve her elementin kantitatif analizi ile ilgili detaylar bu konudaki çeşitli kitaplardan bulunabilir.

4. Hassasiyet ve Tayin Sınırları: Atomik absorpsiyon yöntemlerini tanımlarken iki terim kullanılır. Bunlardan biri "duyarlıkt"tır ve bir elementin 0.99 geçirgenlik sinyali veya buna eşdeğer 0.0044 absorbans sinyali verebildiği konsantrasyon (mg/ml) olarak tarif edilir. Modern atomik cihazlar 0.0044 den daha küçük absorbans sinyallerini algılayabilecek hassasiyettedirler. Bu nedenle ikinci terim olan "tayin (belirtme) sınırları" tanımı önem kazanır. Tayin sınırları, bir elementin, cihaz sinyali standard sapmasının iki katına eşit analitik bir sinyal verebildiği konsantrasyonu şeklinde tarif edilir (Alev atomizasyonu için cihaz sinyali standard sapması, aleve şahit (kör) verildiği zaman elde edilen sinyal değişikliklerinden elde edilir). Alev sıcaklığı, spektral band genişliği, dedektör hassasiyeti, ve sinyal verme sistemi gibi değişkenler duyarlık ve tayin sınırlarının önemli derecelerde değişmesine neden olurlar.

Atomik absorpsiyonda alev atomizasyonu yöntemi uygulandığında çeşitli metalik elementler için tayin sınırları 3x10-4  ppm'den 20 ppm'e kadar değişir. Alevsiz atomizasyonda bu sınırlar 10 katından 1000 katına kadar genişleyebilir.

Tablo-3'deki üç ve dördüncü kolonlarda alevli ve alevsiz atomizasyon işlemlerinde bazı elementlerin tayin sınırları verilmiştir.

Normal çalışma koşullarında alev absorpsiyonu çalışmalarının relatif hatası %1-2 dolaylarındadır. Özel dikkat ve önlemlerle bu sınır binde birkaç seviyelerine indirilebilir.

5. Spektral Girişimler (Engellemeler): Atomik absorpsiyon yöntemlerinde iki tür girişimle karşılaşılır. Birincisi, girişim yapıcı maddelerin absorpsiyonunun, analitin absorpsiyonunun çok yakınına veya üstüne düşmesidir; monokromatörün ayırma gücü bunları birbirinden ayırmaya yetmez ve "spektral girişimler" olur. Diğeri "kimyasal girişimler" dir; burada, atomizasyon sırasında oluşan çeşitli kimyasal işlemler analitin absorpsiyon özelliklerini bozar. Spektral girişimlere aşağıda kısaca değinilecektir; kimyasal girişimlerin nedenleri ise bir sonraki kısımda görülecektir.


Tablo-3: Bazı Elementlerin Atomik Absorpsiyon ve Alev Emisyon Spektrometre ile Analizlerinde Tayin Sınırları



Tayin sınırı, mg/mL
Element
Dalga boyu nm
Alevsiz absorpsiyon
Alev absorpsiyon
Alev emisyon
Aluminyum
396.2
0.03

0.005 (N2O)

309.3

0.1 (N2O)

Kalsyum
422.7
0.0003
0.002 (hava)
0.005 (hava)
Kadmiyum
326.1
0.0001

2 (N2O)

228.8

0.005 (hava)

Krom
425.4
0.005

0.005 (N2O)

357.9

0.005 (hava)

Demir
372.0
0.003

0.05 (N2O)

248.3

0.005 (hava)

Lityum
670.8
0.005
0.005 (hava)
0.00003 (N2O)
Magnezyum
285.2
0.00006
0.00003 (hava)
0.005 (N2O)
Potasyum
766.5
0.0009
0.005 (hava)
0.0005 (hava)
Sodyum
589.0
0.0001
0.002 (hava)
0.0005 (hava)


Hallow katot kaynaklarının emisyon hatlarının çok dar olması nedeniyle atomik spektral hatların üst üste gelme olanağı çok azdır. Böyle bir girişimin olması için iki hat arasında 0.1 A0'den daha az bir aralık bulunmalıdır. Örneğin, aluminyum analizinin yapıldığı 3082.15 A0'lük band, ortamda vanadyum bulunması halinde vanadyumun 3082.11 A0'lük bandı tarafından engellenir. Böyle bir durumda aliminyumun 3092.7 A0 deki bandı kullanılarak girişimden kurtulunur.

Geniş band absorpsiyonu veya ışın saçan tanecikler veren yanma ürünleri de spektral girişimlere neden olurlar. Her iki halde de geçen ışının gücü azalır ve pozitif analitik hatalar doğar. Bu ürünlerin kaynakları sadece yakıt ve oksitleyici karışımı ise, aleve bir şahit püskürtülerek absorpsiyonu ölçülür ve elde edilen değerle gerekli düzeltmeler yapılır. Bu tip düzeltme tek-demetli spektrometrelerde gerekli olduğu gibi çift-demetlilerde de yapılmalıdır; çünkü çift-demetli cihazlarda referans ışın alevden geçmez (Şekil-13).

İstenmeyen absorpsiyona veya saçılmaya neden olan taneciklerin örneğin matriksinde bulunması halinde karşılaşılan sorun daha da önemlidir. Böyle bir durumda geçen ışının P gücü örnek matriksindeki analite ait olmayan maddeler tarafından azaltılırken gelen ışının P0 gücü aynı kalır; sonuçta absorbansda dolayısıyle konsantrasyonda positif bir hata doğar. Böyle bir potansiyel matriks engellemesine (absorpsiyon ile) örnek olarak toprak alkali metaller karışımında baryum tayini gösterilebilir. Şekil-5'de görüldüğü gibi atomik absorpsiyonda kullanılan baryum hattının dalga boyu (noktalı hat) CaOH'in absorpsiyon bandının merkezinde bulunur; bu durum baryum analizinin kalsiyum yanında engelleneceğini açıkça göstermektedir. Bu özel durumda asetilen ve oksitleyici olarak azot oksit (hava yerine) kullanılır; yüksek sıcaklık CaOH'i parçalar ve absorpsiyon bandının oluşmasını engeller.

Atomizasyon ürünlerinin neden olduğu saçılmadan kaynaklanan spektral engelleme Ti, Zr ve W gibi elementleri içeren derişik (konsantre) çözeltilerin aleve püskürtülmesinde oluşur; bu elementler alevde çok kararlı metal oksitlerine dönüşürler. Tanecik çapları ışığın dalga boyundan daha büyük olan metal oksitleri gelen ışığın önemli bir kısmının saçılarak uzaklaşmasına sebep olurlar.

Bu gibi (matriksde bulunma) spektral girişimlerle çok sık karşılaşılmaz ve karşılaşıldığı zaman da çoğu kez sıcaklık, yakıt/oksitleyici oranı gibi analitik parametreler değiştirilerek girişimden kaçınılabilir. Başka bir yöntem de, girişim kaynağının bilinmesi halinde örnek ve standardlara girişim maddesinin fazlasının ilavesidir; bu durumda örnek matriksindeki önleyici miktarı önemsiz bir seviyeye düşeceğinden etkisi de önemli olamaz. İlave edilen maddeye "ışın tamponu" denir.

Kompleks örneklerde girişim kaynağı bilinmeyebilir; bunlarda taban düzeltme yöntemi uygulanmalıdır. Çok kullanılan bazı düzeltme yöntemleri aşağıda verilmiştir.

İki-Hat Düzeltme Yöntemi: İki hat düzeltme işleminde bir kaynak referans hattına gereksinim vardır; bu hat analit hattına çok çok yakın bir dalga boyunda bulunmalı, fakat analit tarafından absorblanmamalıdır. Bu koşullarda, referans hat gücündeki herhangi bir azalmanın (kalibrasyon sırasında gözlenir), örneğin matriks ürünlerinin yaptığı absorpsiyon veya saçılmadan olduğu kabul edilir; bu azalma, analit gücünü düzeltmede kullanılır.

Referans hat hallow katot lambasındaki bir safsızlıktan elde edilebilir. Lambada bulunan gazdan bir neon veya argon hattı alınabilir veya tayin edilecek elementin zayıf bir emisyon hattı kullanılabilir.

Sürekli - Kaynak Düzeltme Yöntemi: Zemin (taban) düzeltmesinde kullanılan ikinci bir yöntem çift-demetli cihazlara uygulanabilen sürekli-kaynak düzeltme yöntemidir. Burada sürekli ışın kaynağı olarak bir H veya D lambası kullanılır (UV bölge). Chopperin Şekil-13'deki konumu değiştirilerek, sürekli kaynaktan ve hallow katot lambadan gelen ışını sıra ile alevden geçirecek şekilde ayarlanır. İki kaynaktan gelen ışınların gücü, hallow katot kaynağından gelen bir örnek ve referansın gücü ile kıyaslanır. Slit açıklığı, örnek atomlarının sürekli kaynakdan absorbladığı kısım önemsiz olacak derecede geniş tutulur. Bu durumda sürekli kaynağın alevden geçerken gücündeki azalma, sadece alevdeki maddelerin neden olduğu saçılmayı veya geniş band absorpsiyonunu yansıtır.

Zeeman Etkisi Düzeltme Yöntemi: Zemin düzeltmesinin Zeeman etkisinden yararlanılarak yapıldığı ticari atomik absorpsiyon cihazları da vardır. Zeeman etkisinde analit hattı, dalga boyları birbirinden 0.01 nm gibi çok az farklı iki kısma ayrılır. Bu iki kısım birbirine göre 900 de polarize olmuşlardır ve ışın yolu içine konan bir döner polarizer ile sıra ile izlenebilirler. Burada atılan kısım absorpsiyon pikinden yeterli derecede ayrılabilir ve zemin absorpsiyonu veya saçılması düzeltmesinde kullanılır.

Zeeman yarılması, atomizer veya ışık kaynağının kuvvetli bir magnetik alana gönderilmesiyle sağlanır.

6. Kimyasal Girişimler (Engellemeler): Kimyasal girişimlerle spektral girişimlere göre daha çok karşılaşılır. Uygun koşulların seçilmesiyle bu gibi etkiler en düşük düzeye indirilebilirler.

Teorik ve deneysel veriler, bir alevin dış ceket kısmında oluşan reaksiyonların denge konumuna yakın olduğunu gösterir. Bu durumda alevin yanan gazları, termodinamik hesapların uygulanabileceği bir çözgen ortamı gibi kabul edilebilir. Buradaki temel kimyasal reaksiyonlar arasında uçuculukları düşük maddelerin oluşması, disosiyasyon, ve iyonizasyon reaksiyonları sayılabilir.

Uçuculukları Düşük Maddelerin Oluşması: En önemli girişim analit ile uçuculuğu az olan bileşikler oluşturan anyonların neden olduğu girişimdir; bu tür bileşikler atomizasyon hızını azaltırlar. Sonuçta düşük değerler elde edilir. Örneğin, sülfat veya fosfat anyonlarının bulunduğu bir ortamda kalsyum absorbansı azalır. Kalsyum konsantrasyonu sabit tutulduğunda, artan sülfat veya fosfat iyonları ile absorbans değeri doğrusal olarak azalır ve azalma anyon/kalsyum oranı 0.5 oluncaya kadar sürer; bu orana ulaşıldığında absorbans gerçek değerinin %30-50'sine kadar düşer ve bundan sonra anyon konsantrasyonundan etkilenmez.

Katyon girişimi de önemli bir konudur. Örneğin magnezyum tayinin yapıldığı bir ortamda aliminyumun bulunması gerçek değerinden daha düşük sonuçlar alınmasına yol açar; Böyle bir durumda ısıya dayanıklı aluminyum-magnezyum bileşiği (belki bir oksid) oluşur.

Uçuculuğu düşük bileşiklerin sebeb olduğu girişimler daha yüksek sıcaklıkta alevler kullanılarak giderilebilir. Ayrıca, "çıkarma maddeleri" denilen bazı katyonlar kullanılarak girişimci anyonların analit ile reaksiyona girmesi önlenebilir; anyonlar analit yerine bu tür katyonlarla reaksiyona girerler. Örneğin, stronsyum veya lantanyum iyonunun fazlasının ilavesiyle kalsiyum tayininde fosfat anyonlarının girişim etkisi en düşük seviyeye indirilebilir. Bu iki katyon aluminyumun bulunduğu bir ortamda magnezyum tayininde çıkarma maddeleri olarak kullanılır. Her iki durumda da stronsyum veya lantanyum, girişimciler ile bileşik yapan analiti bileşikten çıkararak onun yerine geçerler.

Analit ile uçucu fakat kararlı maddeler oluşturarak girişim etkileri önleyen bazı "koruyucu maddeler" vardır. Bu amaçla çok kullanılan üç koruyucu madde EDTA (etilen diamin tetra-asetik asit), 8-hidroksikinolin ve APDC(1-pirolidin-karboditioik asit amonyum tuzu) dir. EDTA, kalsyum tayininde aluminyum, silikon, fosfat ve sülfat girişimini önler. Kalsyum ve magnezyum tayinlerinde aluminyumun yaptığı girişim de 8-hidroksikinolin ile giderilir.

Disosiyasyon Dengesi: Bir alevin sıcak gaz ortamında sayısız disosiyasyon (ayrışma) ve asosiyasyon (birleşme) reaksiyonları oluşarak metalik bileşikler elementel hale geçerler. Bu reaksiyonların bazıları geri dönüşümlüdür ve termodinamik kanunlar uygulanabilir. Bu nedenle teorik olarak denge aşağıdaki şekilde tanımlanabilir.


Bir alevdeki kimyasal reaksiyonların yapısı hakkında sulu çözeltilerde olduğu gibi yeterli kantitatif bilgiler yoktur. Ancak deneysel gözlemlere göre hareket edilir.

Metal oksitler ve hidroksidlerin disosiyasyon reaksiyonları bir elementin emisyon veya absorpsiyon spektrasının yapısını tayinde önemlidir. Örneğin, disosiyasyon enerjileri 5 eV dan fazla olan toprak-alkali metal oksidleri veya hidroksitlerin bulunması nedeniyle oluşan moleküler bandlar bu metallerin spektralarının kuvvetli olmalarını sağlar. Çok yüksek sıcaklıklar dışında, bu bandlar ayni metallerin atomları veya iyonlarının verdiği hatlardan daha şiddetlidir. Tersine bir durum alkali metallerin oksitlerinde görülür; bu oksitler çok fazla disosiye olduklarından, çok düşük sıcaklıklarda bile bu elementlerin atom veya iyonlarının hat spektrumları moleküler (oksitler) band spektrumlarından daha yüksektir.

Anyonların (oksijen hariç) disosiyasyon dengeleri alev emisyonunu da etkiler. Örneğin, sodyumun hat spektrumu, ortamda HCl bulunduğunda önemli derecede azalır. Bunun açıklaması denge üzerindeki kütle-hareketi etkisiyle yapılabilir.


İlave edilen HCl klor atomlarını artırır ve bu durumda ortamdaki atomik sodyumun konsantrasyonu azalır; sonuçta hattın spektrumu düşer.
Bu tür girişime başka bir örnek aluminyumun ve titanyumun bulunduğu halde vanadyum absorpsiyon hattının şiddetinin artmasıdır. Yakıtça zengin alevlerde girişim daha şiddetlidir. Bu durum üç metalin, alevlerde bulunan O ve OH ile etkileşmesiyle açıklanabilir. Oksijenli maddeler Ox genel formulü ile gösterildiğinde bir seri denge reaksiyonu yazılabilir.


Yakıtça zengin yanma karışımlarında Ox konsantrasyonu oldukça büyüktür ve örnekte aluminyum veya titanyum bulunduğunda konsantrasyon daha da azalır. Ox konsantrasyonundaki azalma birinci denklemin sağ tarafa kaymasına, metal konsantrasyonunun ve absorbansın artmasına neden olur. Yakıtça fakir yanma karışımlarında ise Ox konsantrasyonu metal atomlarının toplam konsantrasyonuna göre oldukça yüksektir. Aluminyum veya titanyum ilave edildiğinde Ox'de az bir değişiklik olur ve birinci denklemin durumunda önemli bir bozulma olmaz.

Alevlerde İyonizasyon: Atom ve moleküllerin yanma karışımlarındaki iyonizasyonu azdır, ve oksitleyici olarak hava kullanıldığında ise ihmal edilebilir düzeydedir. Yüksek sıcaklıktaki oksijen ve azot oksit alevindeki iyonizasyon önemlidir, aşağıdaki denkleme göre oluşan serbest elektron  konsantrasyonu oldukça yüksektir.


M nötral bir atomu veya molekülü, M+ iyonunu gösterir. Burada M, metal atomudur. Reaksiyonun K denge sabiti,


eşitliği ile verilir. [ ] terimleri içindeki ifadeler aktiviteler, x, M'nin iyonize olan kısmı, ve p iyonizasyondan önce gaz solventte bulunan metalin kısmi basıncıdır. Sıcaklığın K üzerindeki etkisi "Saha denklemi" ile verilir.


Burada Ei metalin elektron volt olarak iyonizasyon potansiyeli , T ortamın mutlak sıcaklığı, ve g her bir maddenin statistik ağırlığıdır (maddeler g'nin altında belirtilmiştir). Denklemdeki son terim alkali metaller için sıfır, toprak alkali metaller için de 0.6 dır. Tablo-4'de, alev emisyon spektroskopide uygulanan koşullarda bazı metallerin iyonizasyon dereceleri (hesaplanmış) verilmiştir. Sıcaklıklar, sırasıyla hava/yakıt, oksijen/ asetilen, ve oksijen/siyanojen alevlerine aittir.


Tablo-4: Alev Sıcaklıklarında Metallerin
İyonizasyon Dereceleri

Ele-
ment
İyonizas-yon
potansi-yeli,
eV
Belirli basınç ve sıcaklıkta iyonlaşan fraksiyon
p = 10-4 atm.
p = 10-4 atm.
2000 K
3500 K
5000 K
2000 K
3500 K
5000 K
Cs
3.893
0.01
0.86
>0.99
0.11
>0.99
>0.99
Rb
4.176
0.004
0.74
>0.99
0.04
>0.99
>0.99
K
4.339
0.003
0.66
0.99
0.03
0.99
>0.99
Na
5.138
0.0003
0.26
0.98
0.003
0.90
>0.99
Li
5.390
0.0001
0.18
0.95
0.001
0.82
>0.99
Ba
5.210
6 x 10-4
0.41
0.99
6 x 10-3
0.95
>0.99
Sr
5.692
1 x 10-4
0.21
0.97
1 x 10-3
0.87
>0.99
Ca
6.111
3 x 10-5
0.11
0.94
3 x 10-4
0.67
0.99
Mg
7.644
4 x 10-7
0.01
0.83
4 x 10-6
0.09
0.75


İyonizasyon işleminin bir denge reaksiyonu olması (ürünlerden biri serbest elektronlardır) bir metalin iyonizasyon derecesinin alevdeki diğer iyonlaşabilen metallerin bulunmasından etkilendiğini gösterir. Buna göre ortamda sadece M elementi değil de B elementi de varsa ve B aşağıdaki eşitliğe göre iyonlaşıyorsa,

B ¨ B+ + e-

M nin iyonizasyon derecesi, B den oluşan elektronların kütle hareketi etkisiyle zayıflar. Bu koşullar altında iyonizasiyon derecesini saptamak için B nin disosiyasyon sabiti ve kütle-dengesinden bir hesaplama yapılması gerekir.

[e-]= [B+] + [M+]

Alevlerde atom-iyon dengesinin bulunması, alev spektroskopisinde pek çok önemli sonuç doğurur. Örneğin, alkali metallerin (özellikle potasyum, rubidyum ve sezyum) atomik emisyon veya absorpsiyon hatlarının şiddetleri sıcaklıktan karmaşık bir biçimde etkilenir. Artan sıcaklıklar, Boltzmann denklemine göre uyarılmış atomların artmasına neden olur; bu etkiye karşın, iyonizasyonla oluşan atomların konsantrasyonu azalır. Böylece, bazı koşullarda daha yüksek alevlerde emisyon veya absorpsiyonda azalma gözlenir. Alkali metallerin analizlerinde düşük uyarılma sıcaklıklarının kullanılması bu nedenledir.

İyonizasyon denklemlerindeki kaymalar bir "iyonizasyon durdurucu" ile önlenebilir. Bu tür bir madde aleve yüksek konsantrasyonda elektronlar verir ve analitin iyonlaşmasını engeller. Bu durdurucun etkisi, stronsyum için, Şekil-14'de verilen kalibrasyon eğrisiyle gösterilir. Potasyum iyonları ve elektronların konsantrasyonları arttırılarak stronsyumun iyonizasyonu azaltıldıkça eğrilerin dikliği artmaktadır. Ayrıca oksitleyici olarak hava yerine azot oksit kullanıldığında hassasiyetin artığı da görülmektedir; bu durum azot oksit ile daha yüksek sıcaklığa ulaşıldığından plazmadaki stronsyum bileşiklerinin bozunma ve buharlaşma hızının artmasından ileri gelir.


Şekil-14: Stronsyumun kalibrasyon eğrisine potasyum konsantrasyonunun etkisi


7. Analitik Yöntemler: Atomik absorpsiyon spektroskopide hem kalibrasyon eğrileri yöntemi hem de standart katma yöntemi kullanılır.

Kalibrasyon Eğrileri: Teorik olarak absorbansın konsantrasyonla orantılı olması gerektiği halde çoğu zaman doğrusallıktan sapmalar olur. Bu nedenle kalibrasyon eğrilerine gereksinim vardır. Ayrıca, analizin yapıldığı zaman en az bir standardın absorbansı tekrar ölçülerek atomik buhar elde edilirken kontrol dışı kalan değişkenlerin neden olduğu hatalar saptanır. Böylece standardın orijinal kalibrasyon eğrisinden gösterebileceği sapma, örnek için elde edilen sonuçların düzeltilmesinde kullanılır.

Standart Katma Yöntemi: Standart katma yöntemi absorpsiyon spektroskopisinde çok kullanılır. Bu yöntemde iki veya daha fazla örnek çözeltisi eşit hacimlerdeki volumetrik balonlara alınır. Bunlardan biri çözeltisi ile balon hacmine tamamlanır ve absorbansı okunur. İkinci balona önce bilinen miktarda analit ilave edilir ve sonra aynı hacme seyreltilerek absorbansı okunur. Diğer balonlara da aynı şekilde bilinen miktarlarda standardlar ilave edilip, absorbans değerleri saptanarak istenildiği kadar veri toplanabilir. Eğer absorbans ve konsantrasyon arasında doğrusal bir ilişki varsa, aşağıdaki denklemler uygulanabilir.


Burada Cx seyreltilen örnekteki analit konsantrasyonu, Cs ilave edilen standardın konsantrasyona getirdiği artışı gösterir. Ax ve AT ölçülen absorbans değerleridir. İki denklemin birleştirilmesiyle aşağıdaki eşitlik elde edilir.


Değişik miktarlarda standart ilave edilerek bir kaç çözelti hazırlanması durumunda AT  ve Cs  grafiğe alınır ve elde edilen doğru AT= 0’a ektropole edilerek elde edilen değer  Denklem(5)’de yerine konursa Cx =- Cs  bulunur.

Standart katma yönteminde, örnek çözeltisindeki fiziksel ve kimyasal bazı etkenlerden kaynaklanan hatalar birbirini giderirler.


Organik Çözücülerden Yararlanma

Alev absorpsiyonu ve emisyonu piklerinin yükseklikleri düşük molekül ağırlıklı alkoller, ketonlar, ve esterlerin bulunduğu ortamlarda (su olsun veya olmasın) artar. Bu etki, nebulizer veriminin artmasıyla açıklanır.

Söz konusu organik maddelerin yüzey gerilimlerinin düşük olması, damlaların daha küçük olmasına ve aleve ulaşan örnek miktarının artmasına neden olur.

Organik çözücülerle daha zayıf yakıt-oksitleyici oranları kullanılarak ilave edilen organik maddenin etkisi azaltılmalıdır. Bu durumda da alev sıcaklıkları düşük olacağından kimyasal  girişim olasılığı artar.

Alev spektroskopisinde organik çözücülerle çalışma, en çok analitin suda çözünmeyen bir organik madde ile çekilmesi durumunda uygulanır. Burada dithizon veya 8-hidroksikınolin gibi şelat yapıcı bir madde ile analit iyonları organik çözücüde çözünür hale dönüştürülür. Elde edilen organik ekstrakt doğrudan aleve verilir ve atomik absorpsiyonu, emisyonu veya fluoresansı ölçülür.